English-Turkish translations for existence:

var olan · varlık · olma · hayat · varoluş · oluş · mevcut olan · yaşam · var oluş · varolmak · other translations

existence var olan

But, look, it doesn't matter because she doesn't know I exist.

Ama bunun hiç bir önemi yok, çünkü o var olduğumu bilmiyor.

But he doesn't even know I exist.

Ama o benim var olduğumu bile bilmiyor.

But if there's no whore, if she's never existed, then

Ama ortada bir fahişe yoksa, eğer hiç var olmamışsa, o zaman

Click to see more example sentences
existence varlık

Because his existence is a proven fact or because you need him?

Çünkü onun varlığı kanıtlanmış bir gerçek ya da ona ihtiyacın var?

But she continues to exist in the virtual world.

Ama sanal bir dünyada varlığı devam ediyor.

A hollow existence in a large and draughty house, with a man who bores her to death.

Büyük ve cereyanlı bir evdeki boş bir varlık onu ölümüne sıkan bir adamla beraber.

Click to see more example sentences
existence olma

So regardless of who her biological father is, she's our daughter, and she deserves to exist!

Yani biyolojik babası kim olursa olsun o bizim kızımız ve var olmayı hakediyor.

You don't even believe that you exist without Christian.

Christian olmadan var olduğuna bile inanmıyorsun ki sen.

One cannot exist without the other.

Biri olmadan diğeri de olamaz.

Click to see more example sentences
existence hayat

My children are all alive, but do I still exist for them?

Bütün çocuklarım hayatta ama ben hala onlar için mi yaşıyorum?

Your father doesn't know you're alive. And your very existence is a threat to him, to his whole hypocrisy.

Baban senin hayatta olduğunu bilmiyor. ve senin varlığın onun için büyük bir tehdit, tüm bu iki yüzlülüğü için.

But life does exist, even here.

Ama burada bile hayat var.

Click to see more example sentences
existence varoluş

That's a completely different plane of existence.

Bu tamamen farklı bir varoluş seviyesi.

Then suddenly, without warning, everything exploded into existence.

Sonra birdenbire, ansızın, her şey varoluşa patladı.

Parallel existences now with the individual no longer restricted bytime and space.

Paralel varoluşlarda şimdi birey artık zaman ve mekanla kısıtlı değil.

Click to see more example sentences
existence oluş

Every single decision we make creates a parallel existence, a different dimension where.. .

Verdiğimiz her bir karar, farklı bir boyutta bir paralel var oluş yaratır

It's a horrible existence, Kathryn.

Bu korkunç bir var oluş, Kathryn.

For a monk, all physical existence is a vanity.

Bir keşiş için, bütün maddi var oluş bir kibirdir.

Click to see more example sentences
existence mevcut olan

Love does not exist for them.

Sevgi onlar için de mevcut değil.

But they might have created these very hybrid creatures tu actually intimidate the existing human population.

Ama onlar yaratabilirdi Bu çok hibrid yaratıklar aslında korkutmak TU İnsan nüfusunun mevcut.

Other worlds, with names like Asgard, do exist.

Asgard gibi isimleri olan başka dünyalar mevcut.

Click to see more example sentences
existence yaşam

I just want to lead a simple and peaceful existence

Basit ve huzurlu bir yaşam sürdürmek istiyorum sadece.

It's a pitiful pitiful, desperate existence.

Acınası, acınası, umutsuz bir yaşam biçimi.

Life exists, death doesn't.

Yaşam vardır, ölüm yoktur.

Click to see more example sentences
existence var oluş

Every single decision we make creates a parallel existence, a different dimension where.. .

Verdiğimiz her bir karar, farklı bir boyutta bir paralel var oluş yaratır

It's a horrible existence, Kathryn.

Bu korkunç bir var oluş, Kathryn.

For a monk, all physical existence is a vanity.

Bir keşiş için, bütün maddi var oluş bir kibirdir.

existence varolmak

Plus, an attack by a non-existent Romulan vessel.

Ayrıca, hiç varolmayan bir Romulan gemisinin saldırısı var.

Crazy, non-existent plans.

Çılgın, varolmayan planlar.

To exist, you eitherhave to be a bitch ora complete slut.

Varolmak için, ya bir fahişe ya da tam bir sürtük olmak zorudasın.