English-Turkish translations for exotic:

egzotik · yabancı · tuhaf · garip · alışılmamış · other translations

exotic egzotik

So either you're planning an exotic vacation or this professor is somewhere in Central America?

Öyleyse ya egzotik bir tatil planlıyorsun, yada Profesör Orta Amerika'da bir yerlerde.

So, no two months gets the same exotic coffee, right?

Aynı egzotik kahve için iki ay beklemeyeceğiz, değil mi?

I'm dying to orb someplace far away and exotic, like Fort Lauderdale.

Ben Fort Lauderdale gibi, yere uzak küre için ölüyor ve egzotik.

Click to see more example sentences
exotic yabancı

In their eyes, you are at best an exotic stranger, at worst a mongrel.

Onların gözünde en iyi ihtimalle egzotik bir yabancı, en kötü de bir melezsin.

I'm just the exotic, generous stranger.

Sadece egzotik cömert bir yabancıyım.

Stories of alien lands and exotic creatures.

Yabancı topraklar ve egzotik canlıların öyküleri.

exotic tuhaf

Strange foods, alien booze, exotic dancers for a Centauri business meeting.

Tuhaf yiyecekler, uzaylı içkisi Centauri toplantısı için egzotik dansçılar

Lou, this casing's made out of some exotic alloy

Lou, bu kaplama birtakım tuhaf alaşımlardan oluşmuş.

exotic garip

Pretty exotic for a Brooklyn Homicide.

Bir Brooklyn Cinayet Dedektifi için çok garip.

Her lab doesn't have any exotic pathogens.

Onun laboratuvarında hiç garip patojen yok.

exotic alışılmamış

Unusual equals exotic, Equals foreign.

Alışılmadık eşittir egzotik, eşittir yurt dışı.