expanded

This technology is meant to expand human communication but you're not even human anymore.

Bu teknoloji insan iletişimini geliştirmek için oluşturuldu, ama sen artık bir insan bile değilsin.

If Einstein is right, or if general relativity is correct, then the universe is expanding, yes?

Eğer Einstein haklıysa ya da genel izafiyet doğruysa o zaman evren genişliyor, tamam mı?

Houston, I have a bad feeling about this mission. Please expand.

Houston, bu görev hakkında içimde kötü bir his var. Lütfen açıklayın.

We're expanding, and I think you should consider taking on a bigger role.

Büyüyoruz ve bence sen de daha büyük bir rol üstlenmelisin.

Hey, Derek, this is a homicide investigation, expand!

Hey, Derek, bu bir cinayet soruşturması, anlat şunu!

In a fraction of a section, inflation expands the universe a quadrillion quadrillion times.

Bir saniyenin bir kesirinde, şişme, evreni katrilyon kere katrilyon defa genişletir.

And maybe he can tell us why this is expanding.

Ve belki o bize, bu şeyin neden büyüdüğünü anlatabilir.

In other words, lots of good expanding gases.

Başka bir deyişle, bir sürü iyi genleşen gaz.

Sir, North Korea expanded its military exercises last week.

Efendim, Kuzey Kore Geçen hafta askeri tatbikatlarını genişletti.

Tommy Carcetti expands witness protection program.

Tommy Carcetti, tanık koruma programını geliştirdi..