English-Turkish translations for experience:

deneyim, deneyimli · deney · tecrübe, tecrübeli · hayat · yaşamak · görmek · deneme · tecrübe etmek · bilgili · olay · denemek · yaşam · karşılaşmak · tat, tatmak · deneyimlemek · çekmek · other translations

experience deneyim, deneyimli

And after all This experience The same thing happens, again and again.

Tüm bu deneyimlerden sonra, aynı şey tekrar ve tekrar oluyor

Yeah, it's a whole new experience for me.

Evet, benim için tümüyle yeni bir deneyim.

That wasn't a pleasant experience for everyone, Carlos.

Herkes için hoş bir deneyim değildi Carlos.

Click to see more example sentences
experience deney

Ladies and gentlemen, this is no longer just an experiment.

Bayanlar ve baylar, bu artık sadece bir deney değil.

It wasn't a scientific experiment, Tom.

Bu bir bilimsel deney değildi Tom.

The Wells Experiment was an early attempt to time travel.

Wells deneyi zaman yolculuğu için erken bir denemeydi.

Click to see more example sentences
experience tecrübe, tecrübeli

Andy, you know, this is just a learning experience for you, so you just watch and listen.

Andy, biliyorsun bu senin için bir dinleme tecrübesi bu yüzden yalnızca izle ve dinle.

So this has been a positive experience for you?

O zaman bu sizin için olumlu bir tecrübe.

These women have set more experience than me.

O kadınların benden çok daha fazla tecrübesi var.

Click to see more example sentences
experience hayat

Bravo. Can survive a experience so traumatic and still see something positive this disaster

Bravo. hayatta miyim bir deneyim çok travmatik ve hala olumlu bir şey görmek Bu felaket

This is not life experience;

Hayat tecrübesi bu değil.

No, you have life experience.

Hayır senin hayat tecrüben var.

Click to see more example sentences
experience yaşamak

Yes, I think it's exciting to experience new things new places, and meet new people.

Evet, bence yeni deneyimler yaşamak çok heyecan verici. Yeni yerler, yeni insanlar

To experience that, to live that, that is that's my project.

Bunu denemek, bunu yaşamak, işte İşte benim projem bu.

He's had a terrible experience.

Çok kötü bir tecrübe yaşadı.

Click to see more example sentences
experience görmek

Ladies and gentlemen, Come and saw Paris from above A great experience

Bayanlar ve baylar, gelin ve Paris'i yukarıdan görün! Harika bir deneyim!

Which, in my experience, doesn't actually make you a bad person.

Bu da benim deneyimlerime göre seni kötü biri yapmaz.

In my experience people usually remember a beautiful woman.

Tecrübelerime göre genelde insanlar güzel bir kadını hatırlar.

Click to see more example sentences
experience deneme

They killed her for an experiment.

Bir deneme için onu öldürdüler.

This experiment has been successful.

Bu deneme başarılı olmuştur.

And then, write me an essay about your experience.

Ve sonra, deneyimlerin hakkında bana bir deneme yaz.

Click to see more example sentences
experience tecrübe etmek

And I want to experience everything that's beautiful.

Ben de güzel olan her şeyi tecrübe etmek istiyorum.

I thought that's why we came here, to experience new things.

Buraya bu yüzden geldik sanıyordum, yeni şeyler tecrübe etmeye.

It's a very special and critical time for a "Z", something you'll only could experience once in your life.

Bir Z için çok özel ve kritik bir dönemdesin hayatın boyunca bir kez tecrübe edebileceğin bir şey.

Click to see more example sentences
experience bilgili

You gotta admit, all that experience and knowledge and wisdom trapped in a kitchen?

Kabul et. Tüm o deneyim, bilgi ve bilgelik bir mutfağa sıkışmış durumda.

All that experience and knowledge and wisdom trapped in a kitchen?

Tüm o deneyim, bilgi ve bilgelik bir mutfağa sıkışmış durumda.

It's just knowledge and experience, man.

Sadece bilgi ve deneyim, dostum.

Click to see more example sentences
experience olay

You know what I've learned from this experience, Dean?

Bu olaydan ne öğrendim biliyor musun Dean?

It's not just about experience.

Olay sadece tecrübe değil.

This is a once-in-a-lifetime experience, and I'm gonna share it with you.

Bu hayatta bir kez yaşanan bir olay ve ben seninle paylaşacağım.

Click to see more example sentences
experience denemek

To experience that, to live that, that is that's my project.

Bunu denemek, bunu yaşamak, işte İşte benim projem bu.

Then why the experiment?

O zaman neden denedin?

We both want to try experimenting with something new.

İkimiz de yeni bir şeyler denemek istiyoruz.

Click to see more example sentences
experience yaşam

A profound life experience sorry oh put this napkin no that's all right, just

Çok derin bir yaşam tecrübesi. Özür dilerim, ah, şu peçeteyi Tamam, sorun yok, sadece

with some life experience.

Bazı yaşam deneyimi ile.

It's a lifetime experience.

Bu bir yaşam deneyimi.

Click to see more example sentences
experience karşılaşmak

I just came here to show that a traumatic experience, as we faced, can have a positive side.

Ben sadece göstermek için geldim travmatik bir deneyim, bu biz Karşı karşıya olumlu bir tarafı olabilir.

It's a completely interactive retail experience!

Tamamen karşılıklı etkileşime dayanan bir satış deneyimi.

Mr Gale, a Ieukaemia patient condition is Highly susceptible to experience stress

Bay Gale, bir lösemi hastasının durumu stresli deneyimlere karşı çok hassastırlar.

Click to see more example sentences
experience tat, tatmak

I have some real field experience, honey, yeah.

Gerçek bir saha deneyimi yaşadım, tatlım. Evet.

The point is, That if a woman wants the larry munsch experience, Ain't nothing gonna stop her.

Demek istediğim eğer ki bir kadın Larry Munsch deneyimi tatmak isterse hiçbir şey onu durduramaz.

It happened to me too, an unpleasant experience.

Aynısı bana da oldu, tatsız bir tecrübe.

Click to see more example sentences
experience deneyimlemek

I wanted the experience.

Ben de deneyimlemek istedim.

experience çekmek

And Manheim's experiments with gravity and time were rudimentary and uncontrollable.

Manheim'in çekim ve zaman deneyleri de basit ve kontrol edilemiyordu.