English-Turkish translations for exposed:

ifşa · maruz · açık, açıkça · ortada · savunmasız · korumasız, korunmasız · meydanda · other translations

exposed ifşa

He's got some kind of connection to these people, something that could expose him.

Bu insanlarla bir çeşit bağlantısı var, onu ifşa edebilecek bir bağlantı.

It's gonna be so much fun. totally exposed.

Çok eğlenceli olacak bu. tamamen ifşa oldum.

Don't expose yourself, do you hear me?

Kendini ifşa etme, duydun mu beni?

Click to see more example sentences
exposed maruz

And then the next layer is exposed and releases a second dose of the drug.

Ve sonra ikinci tabaka maruz kalır ve ilaçtan ikinci bir doz salgılar.

George Mason was exposed to a lethal dose of plutonium this morning.

George Mason was bu sabah ölümcül dozda plütonyuma maruz kaldı.

Here, work, anywhere she could have been exposed.

Burada, yerinde, her yerde maruz kalmış olabilir.

Click to see more example sentences
exposed açık, açıkça

It's more exposed up here, but it's easier to see an approaching bear.

Burada daha açıkta, ama yaklaşan bir ayıyı görmek daha kolay.

We're pretty exposed here.

Burada oldukça açıkta kaldık.

Fundiswa Mhlanga is currently awaiting trial for exposing MNU's illegal genetic research program.

Fundiswa Mhlanga MNU'nun yasadışı genetik araştırma programını açığa çıkarttığı için mahkemede tanıklık yapacak.

Click to see more example sentences
exposed ortada

Sooner or later he will be exposed

Er ya da geç ortaya çıkacak

It's all exposed, what is this.

Her şey ortaya çıktı. Bu ne böyle?

Maybe Barlow found out about Curtis's secret, threatened to expose him.

Belki Barlow Curtis gizli hakkında öğrendim, onu ortaya çıkarmak için tehdit etti.

Click to see more example sentences
exposed savunmasız

They're too exposed, too vulnerable.

Çok maruz kalmıştır, çok savunmasız.

Yes, but, sir, the gunners would be completely exposed.

Evet, efendim ama topçular tamamen savunmasız kalırlardı.

Catcher Block Exposed:

Catcher Block Savunmasız:

Click to see more example sentences
exposed korumasız, korunmasız

His family keeps him safe, but these ashes leave him exposed.

Ailesi onu güvende tutuyor ama bu küller onu korunmasız bırakıyor.

Yes. Exposed, vulnerable

Evet Korumasız, narin

Exposed Sex Offender.

Korunmasız Seks Suçlusu.

exposed meydanda

It's too exposed, too many civilians.

Fazla meydanda. Çok fazla sivil var.