English-Turkish translations for exquisite:

zarif · enfes · nefis · mükemmel · harika · çok güzel · duyarlı · ince · seçkin · other translations

exquisite zarif

Elegant atmosphere and an exquisite dining experience.

Zarif bir atmosfer ve mükemmel bir yemek deneyimi.

These young people are exquisite.

Bu genç insanlar çok zarif.

Just these exquisite hotel rooms.

Sadece bu zarif otel odaları var.

Click to see more example sentences
exquisite enfes

For Poirot, it will be a quiet Christmas with my radio perhaps, a book, and a box of exquisite Belgian chocolates.

Poirot için sakin bir noel olacak belki radyomla, bir kitapla ve bir kutu da enfes Belçika çikolatasıyla.

You see, you're an exquisite flower.

Görüyor musun, sen enfes bir çiçeksin.

What an exquisite day!

Ne kadar enfes bir gün!

Click to see more example sentences
exquisite nefis

Yeah, but you're making the most exquisite sandwiches in town, maybe the world,

Evet ama şehrin, belki de dünyanın en nefis sandviçlerini yapacaksın.

An exquisite death

Nefis bir ölüm

And the exquisite fossils of Microraptor revealed a surprise.

Ve nefis Microraptor fosilleri bir sürpriz ortaya çıkardı.

Click to see more example sentences
exquisite mükemmel

Elegant atmosphere and an exquisite dining experience.

Zarif bir atmosfer ve mükemmel bir yemek deneyimi.

Does he tell you how exquisite you are?

Sana ne kadar mükemmel olduğunu söyledi mi?

What an exquisite design.

Ne mükemmel bir tasarım.

Click to see more example sentences
exquisite harika

Marvelous, simply marvelous, same exquisite craftsmanship, every piece, an original antique and all of it in perfect condition.

Tek kelimeyle mükemmel, aynı zarif zanaatkârlık her parça orijinal bir antika ve hepsi de harika durumda.

You look exquisite, and happy too

Harika ve çok mutlu görünüyorsun.

This western stuff is really exquisite

Bu batı icatları gerçekten harika.

Click to see more example sentences
exquisite çok güzel

Jack, this is exquisite work.

Jack, bu çok güzel bir çalışma.

She was a very beautiful woman tall, dark, exquisitely dressed.

Çok güzel bir kadındı uzun boylu, esmer, zarif giyimli.

But he was exquisite.

Ama çok güzel bir çocuktu.

exquisite duyarlı

What an exquisite feeling.

Ne kadar duyarlı bir his.

exquisite ince

Madame de Merteuil has such exquisite taste.

Madame de Merteuil 'in ince bir zevki var.

exquisite seçkin

Jane Forrest, exquisite properties for appropriate buyers.

Jane Forrest, uygun müşteriler için seçkin mülkler.