English-Turkish translations for extensive:

kapsamlı · geniş · çok · büyük · çaplı · yoğun · yaygın olarak · yaygın · detaylı · uzatılmış · other translations

extensive kapsamlı

I have an extensive baseball card collection and I speak one language, including English.

Kapsamlı beyzbol kartı koleksiyonum var ve İngilizce dahil bir dil biliyorum.

This magnificent and extensive library

Bu görkemli ve geniş kapsamlı kütüphane..

I'd like to do extensive sessions with you, including hypnosis.

Seninle kapsamlı seanslar yapmak istiyorum, hipnoz da dahil.

Click to see more example sentences
extensive geniş

This magnificent and extensive library. .

Bu görkemli ve geniş kapsamlı kütüphane. .

No, I have an extensive network all through the forest, yeah.

Hayır, geniş bir var Tüm üzerinden orman, evet.

He has an extensive dvd collection.

Geniş bir DVD koleksiyonu var.

Click to see more example sentences
extensive çok

This is a much more extensive job.

Bu çok daha kapsamlı bir iş.

We have quite an extensive wine cellar.

Bizim çok geniş bir şarap mahzenimiz var.

Dr. Wheaton's department has a very extensive collection of Roman tools: chisels, iathes, pianes, files.

Dr. Wheaton'ın bölümü Roma aletlerini de içeren çok geniş bir koleksiyona sahip. Keskiler, çömlekçi çarkları, malalar, eğeler.

Click to see more example sentences
extensive büyük

I have an extensive library.

Çok büyük bir kitaplığım var.

He has extensive neural damage.

Büyük kapsamlı sinirsel hasarı var.

One daughter, the heiress of Rosings and very extensive property.

Bir kızı var. Rosings Malikanesi'nin ve çok büyük bir mal varlığının mirasçısı.

Click to see more example sentences
extensive çaplı

Dr. Vincent Sandinsky has done extensive research on the bargain theory.

Dr. Vincent Sandinsky, teori üzerinde geniş çaplı araştırmalar yaptı.

Extensive powder burns indicate close range.

Geniş çaplı barut yanıkları yakın mesafeyi gösteriyor.

And his current wife, Meredith, signed a pretty extensive pre-nup agreement.

Ve şimdiki eşi, Meredith, baya geniş çaplı bir evlilik anlaşma imzalamış.

Click to see more example sentences
extensive yoğun

Not bad, Miss Higginson, but you should know that I extensively studied fencing at the university.

Kötü değil, bayan Higginson, ama bilmelisiniz ben yoğun bir şekilde eskrim çalıştım üniversitede.

Extensive trauma to your radius and ulna. Perhaps even spontaneous amputation.

Ön kol kemiği ve dirseğinde yoğun travma ve hatta belki spontan ampütasyon.

extensive yaygın olarak

Extensive subarachnoid haemorrhaging, epidural haematoma and contusion were identifiied on the cerebral and cerebellar surfaces.

Beyin ve beyincik yüzeylerinde yaygın olarak subaraknoid kanamalar epidural hematom, kontüzyon alanları tespit edildi.

extensive yaygın

Extensive subarachnoid haemorrhaging, epidural haematoma and contusion were identifiied on the cerebral and cerebellar surfaces.

Beyin ve beyincik yüzeylerinde yaygın olarak subaraknoid kanamalar epidural hematom, kontüzyon alanları tespit edildi.

extensive detaylı

Not extensively, no.

Detaylı olarak değil.

extensive uzatılmış

ls extensive sex really that good?

Uzatılmış seks gerçekten iyi mi?