English-Turkish translations for extra:

ekstra · fazladan · fazla · ikinci · ekstra olarak · extra · ek · yedek · ilave · ekstra şey · gereksiz · fazlalık · ayrıca, ayrı · olağanüstü · dışarı · âlâ · üstün · ekstra masraf · other translations

extra ekstra

Okay, maybe she's gonna be happy with the extra cash and will forgive you.

Tamam ama belki de ekstra para onu mutlu edecek ve seni affedecek.

It's extra strong for extra pleasure.

Ekstra Ekstra zevk için güçlü.

Well, be extra nice to me today, okay?

Tamam, bu gün ekstra iyi davran, tamam mı?

Click to see more example sentences
extra fazladan

We have a new girl for you tonight. Something extra special.

Bu gece için yeni bir kızımız var, fazladan özel bir dansçı.

So he gives me a little extra.

O yüzden bana biraz fazladan veriyor.

And an extra zero for being my very favorite guy.

Bir de en sevdiğim erkek olduğun için fazladan bir sıfır.

Click to see more example sentences
extra fazla

Well, then, I'll be extra careful with it.

O halde, çok daha fazla dikkatli olurum.

Give him a little extra, please, Charlie.

Lütfen O'na biraz fazla ver Charlie.

I actually did some extra credit.

Aslında biraz fazla mesai yaptım.

Click to see more example sentences
extra ikinci

One extra person is bad enough, but two

Fazladan bir kişi zaten yeterince kötü, ama iki

Spending an extra day or two studying their tactical systems might be useful.

Fazladan bir iki gün taktik sistemleri üzerine çalışmak faydalı olabilir.

Give me two extra bread pieces.

Bana fazladan iki parça ekmek ver.

Click to see more example sentences
extra ekstra olarak

Yeah, see, it's just one thing to give him an extra shot.

Evet, bakın, onu ekstra bir atış vermek için sadece bir şey olduğunu.

Whether it's clothes or shoes... .my dad always brings me an extra piece.

Kıyafet ya da ayakkabı olsun babam bana hep ekstra bir parça getirir.

Be extra nice this month, alright?

Bu ay ekstra iyi ol, tamam mı?

Click to see more example sentences
extra extra

Extra Special Agent Dean.

Extra özel ajan Dean.

Uh I need a Twizzlers, a Coke and a popcorn, with extra extra arsenic, please.

Bir Twizzler bir kola, bir patlamış mısır istiyorum extra extra arsenik olsun lütfen.

So for an extra twenty percent

Öyleyse extra için yüzde yirmi.

Click to see more example sentences
extra ek

No, it's good extra work.

Hayır, bu iyi bir ek iş.

Yeah, plus a little something extra

Evet, ama ek bir şeyler de var.

A little something extra.

Fazladan ufak bir şey eklendi.

Click to see more example sentences
extra yedek

Of course you can join me as extra security.

Tabii ki yedek güvenlik olarak bana eşlik edebilirsin.

I've brought an extra cover, sir.

Bir tane yedek kapak getirdim efendim.

Have you any extra keys, miss?

Yedek anahtar var bayan?

Click to see more example sentences
extra ilave

To get extra medical personnel on board With the stones.

İlave almak için Gemide tıbbi personel taşları ile.

I just thought a few extras would be nice.

Ben sadece birkaç ilavenin güzel olacağını düşündüm.

I would like the Lumberjack and coffee, and extra bacon.

Ben bir Lumberjack menü ve kahve istiyorum. Ve ilave domuz pastırması.

Click to see more example sentences
extra ekstra şey

Rule number eight, always give 'em a little something extra.

Kural sekiz, daima onlara ekstradan küçük bir şeyler ver.

Yeah, see, it's just one thing to give him an extra shot.

Evet, bakın, onu ekstra bir atış vermek için sadece bir şey olduğunu.

I brought you something extra.

Sana ekstra bir şeyler getirdim.

Click to see more example sentences
extra gereksiz

With all this extra weight we're going to need another bird.

Bütün bu ekstra ile biz gidiyoruz ağırlık başka bir kuş gerekir.

We'll certainly need it with all these extra people on board.

Biz kesinlikle gerekir Tüm bu ile Gemide ekstra insanlar.

We don't need extra attention.

Fazladan dikkat çekmeye gerek yok.

Click to see more example sentences
extra fazlalık

None of those people is extras.

Bu insanların hiçbiri fazlalık değil.

Extras, excuse me, 'background artists'.

Fazlalıklar, affedersin, 'arka plan sanatçıları'.

No extra anythings.

Hiçbir fazlalığı yok.

extra ayrıca, ayrı

Plus, they do have extra arms.

Ayrıca, fazladan kolları da var.

And a little extra for hospital bills.

Ayrıca hastane masrafları için biraz daha.

I'm also writing essays and studying extra books outside ofclass.

Ayrıca denemeler yazıyorum ve ders dışında ekstra kitaplarla çalışıyorum.

extra olağanüstü

Good. Because you'll find this extra-extraordinary.

Çünkü bunu ekstra olağanüstü bulacaksınız.

And you, Claire, are simply not extra-ordinary.

Ve sen Claire, hiç de olağanüstü biri değilsin.

extra dışarı

Extra time outside, couple cigarettes.

Dışarıda fazladan zaman, birkaç sigara.

extra âlâ

All right. Everyone gets a weapon and two extra clips.

Pekâlâ herkes bir silah ve iki ekstra şarjör alsın.

extra üstün

I'm still human just like everyone else, only more human, like extra-human, or, hmm, super-human.

Ben de diğer herkes gibi bir insanım sadece biraz daha insan, üstün-insan gibi ya da, süper-insan.

extra ekstra masraf

There's a little extra in there. Travel expenses.

Seyahat masrafları için ekstra bir para var.