English-Turkish translations for fabulous:

harika · muhteşem · müthiş · şahane · mükemmel · inanılmaz · efsanevi · olağanüstü · çok güzel · enfes · efsane · other translations

fabulous harika

After you, Mr. Vice President. A true war hero, a fabulous friend and a wonderful leader.

Önden buyurun Sayın Başkan Yardımcısı. bir kahraman, harika bir arkadaş ve kusursuz bir lider.

Thank you, and you look fabulous.

Sağ ol. Sen de harika görünüyorsun.

'Who am I to be brilliant, gorgeous, talented and fabulous? '

Bu kadar zeki, muhteşem, yetenekli ve harika olacak kadar kimim ki ben?

Click to see more example sentences
fabulous muhteşem

Yeah, that's because you're a celebrity and you look fabulous and they probably all want to be you.

Bir ünlü olan çünkü Evet, yani ve muhteşem bakmak ve muhtemelen tüm olmak istiyorum.

What a fabulous room!

Ne muhteşem bir oda!

Is not so fabulous anymore.

artık o kadar muhteşem değil mi.

Click to see more example sentences
fabulous müthiş

Once again, ladies and gentlemen, the world's most fabulous group:

Baylar ve bayanlar, karşınızda bir kez daha Dünyanın en müthiş gurubu:

Hey, somebody had a fabulous night.

Birisi müthiş bir gece geçirdi.

I had a fabulous time too.

Ben de müthiş zaman geçirdim.

Click to see more example sentences
fabulous şahane

What a fabulous evening.

Ne şahane bir geceydi.

Yes, that's a fabulous view!

Evet, gerçekten şahane bir manzara!

Look at that fabulous plasma television.

Şu şahane plazma televizyona bakın.

Click to see more example sentences
fabulous mükemmel

A true war hero, a fabulous friend and a wonderful leader.

Bir savaş kahramanı, inanılmaz bir dost ve mükemmel bir lider.

Maybe. But timing aside, This is fabulous news.

Belki ama zamanlaması bir yana, bu mükemmel bir haber!

That chicken, so fabulous so excellent

O tavuk çok muhteşem çok mükemmel

Click to see more example sentences
fabulous inanılmaz

A true war hero, a fabulous friend and a wonderful leader.

Bir savaş kahramanı, inanılmaz bir dost ve mükemmel bir lider.

This fabulous ship, together with its queen, the fabulous Cleopatra.

İnanılmaz kraliçe Kleopatra ile birlikte bu harika gemi.

I swear, that Adipose treatment is fabulous.

Yemin ederim, bu adipoz tedavisi inanılmaz bir şey.

Click to see more example sentences
fabulous efsanevi

And this is my fabulous rock style.

Bu da benim efsanevi kaya stilim.

So that's the fabulous, legendary, irresistible Alain Leroy.

Demek, muhteşem, efsanevi, karşı konulamaz Alain Leroy bu.

A fabulous woman.

Efsanevi bir kadın.

Click to see more example sentences
fabulous olağanüstü

We had a fabulous Christmas party

Olağanüstü bir Noel partimiz vardı

Yeah, but it's fabulous.

Evet, ama film olağanüstü.

I know, isn't she fabulous?

Tanıyorum, olağanüstü, değil mi?

Click to see more example sentences
fabulous çok güzel

It must be a fabulous experience.

Çok güzel bir deneyim olmalı.

It's fabulous to meet you, Mr Smith.

Sizinle tanışmak çok güzel bay Smith.

Alice, you look fabulous.

Alice, çok güzel görünüyorsun.

Click to see more example sentences
fabulous enfes

She's a fabulous chick.

Enfes bir piliç bu.

And the fabulous performances of Karen Black, Ronee Blakely!

Müthiş, efsanevi, enfes performanslarıyla Karen Black, Ronee Blakely!

fabulous efsane

He's a fabulous Hudson Hornet!

O bir Hudson Hornet efsanesi!