English-Turkish translations for facing:

yüzlü · karşı, karşısında · dönme · bakan · karşı olan · dönük · dönüş · cephe · other translations

facing yüzlü

Stay away from me. Because I never, ever wanna see your face ever again.

Benden uzak dur çünkü bir daha asla ama asla yüzünü görmek istemiyorum.

But he had such a sweet face

O kadar tatlı bir yüzü vardı ki.

Oh, I have definitely seen her face before.

Evet, bu yüzü kesinlikle daha önce gördüm.

Click to see more example sentences
facing karşı, karşısında

Your sister is a grown woman that stole money and lied to my face, and to yours!

Kızkardeşin yetişkin bir kadın ve para çaldı. Senin ve benim yüzümüze karşı yalan söyledi.

Maybe not to your face.

Belki yüzüne karşı değil.

Ladies and gentlemen, we're faced with some really important decisions.

Bayanlar ve baylar, gerçekten önemli kararlarla karşı karşıyayız.

Click to see more example sentences
facing dönme

Come back and face me!

Geri dön ve yüzleş benimle.

Kate, you stand here and face me.

Kate, sen de burada dur ve bana dön.

Yeah, the face is back.

Evet, yüz geri döndü!

Click to see more example sentences
facing bakan

A beautiful room facing park or

Bir parka bakan güzel bir oda veya

Imagine here, huge windows facing the garden.

Burada bahçeye bakan büyük pencereleri hayal et.

South-facing rooms for Lady Ingram and Miss Ingram.

Güneye bakan odalar; Leydi Ingram ve Bayan Ingram için.

Click to see more example sentences
facing karşı olan

And with a name like Paris, and a face like that, how could anyone resist, huh?

Paris gibi bir isim ve böyle bir yüzü olan birine kim karşı koyabilir ki?

Well then come out and face me.

O zaman gel ve karşıma çık.

But then Scott went and interviewed the consul, and the guy lied right to his face.

Ama sonra Scott konsolosla röportaj yaptı ve adam onun yüzüne karşı yalan söyledi.

Click to see more example sentences
facing dönük

First, the slave side picks a card and puts it face down.

İlk olarak köle tarafı bir kart seçer ve yüzü dönük bir şekilde koyar.

Facing forward with lights off, and i need a megaphone.

Işıklar açık ve ileri dönük olsun, bir de megafon lazım.

Just the side facing the pulsar, right?

Sadece pulsara dönük tarafı yeter, değil mi?

Click to see more example sentences
facing dönüş

It's not an about-face.

Bu bir ani dönüş değil.

Fink-face Finch strikes again.

İspiyoncu kılıklı Finch'in dönüşü.

facing cephe

The ninth floor, north-facing.

Dokuzuncu kat, kuzey cephe.