English-Turkish translations for fake:

sahte · yapmacık · numaracı · sahte şey · numara yapmak · taklit · çakma · uydurma · düzmece · taklit etmek · yalancı · sahtekâr · kandırmak · uydurmak · hile · yapma · aldatmaca · other translations

fake sahte

This is all a fake this office, that amazing secretary out there, perhaps this whole country.

Bunları hepsi sahte. Bu ofis, dışarıdaki o harika sekreter, belki bu tüm ülke.

This is so fake.

Bu çok sahte ama.

It's a fake house.

Burası sahte bir ev.

Click to see more example sentences
fake yapmacık

At least we can't fake it.

En azından sahte bunu yapamam.

Terri says she's pregnant, but really she's faking and Mr. Schuester doesn't know.

Terry hamile olduğunu söyledi, ama gerçekte, numara yapıyor. Bay Shuester bunu bilmiyor.

But mom, that guy is faking it The last time!

Ama anne, o adam numara yapıyor. Son kez!

Click to see more example sentences
fake numaracı

It's all fake photos, driver's license, social security number.

Hepsi sahte, fotoğrafı, ehliyeti, sosyal güvenlik numarası.

Because generally, fake diamonds don't have serial numbers.

Çünkü genellikle sahte elmasların seri numarası olmaz.

Look at me. Are you faking this?

Bana bak, sen numara yapıyorsun bana?

Click to see more example sentences
fake sahte şey

But you know, having a fake relationship, that's one thing.

Ama anlarsın ya, sahte bir ilişkide olmak, bir şey.

Doesn't seem like fake anything to me.

Hiçbir şey sahte değilmiş gibi geldi bana.

No, it's all fake.

Hayır, her şey sahte.

Click to see more example sentences
fake numara yapmak

Terri says she's pregnant, but really she's faking and Mr. Schuester doesn't know.

Terry hamile olduğunu söyledi, ama gerçekte, numara yapıyor. Bay Shuester bunu bilmiyor.

Look at me. Are you faking this?

Bana bak, sen numara yapıyorsun bana?

Is he mad or just faking it?

O deli mi yoksa numara yapıyor?

Click to see more example sentences
fake taklit

Yes, but it's a good fake.

Evet, ama iyi bir taklit.

But it's still a fake.

Yine de bu bir taklit.

Clever, undoubtedly, but a fake.

Şüphesiz ki zekice ama bir taklit.

Click to see more example sentences
fake çakma

No no, you're the fake office manager, okay?

Hayır hayır, sen çakma ofis yöneticisisin tamam mı?

How do you get invited to a fake wedding, Alan?

Çakma bir düğün için nasıl davet edilirsin, Alan?

If a body falls in a fake forest, does it make a noise?

Eğer bir beden çakma bir ormana düşerse, ses yapmaz mı?

Click to see more example sentences
fake uydurma

That's a super sad fake story, but we're not the only late ones.

Çok üzücü bir uydurma hikâye ama geç kalanlar sadece biz değiliz.

Elena said that the sun and moon curse is fake.

Elena Güneş ve Ay lanetinin uydurma olduğunu söyledi.

That's a fake choice.

Bu uydurma bir seçim.

Click to see more example sentences
fake düzmece

You know what? Actually, this phone call is not fake.

Biliyor musun, aslında bu bir düzmece görüşme değil.

Fake a funny accident?

Düzmece bir komik kaza mı?

Annie, prison records are fake.

Annie, cezaevi kayıtları düzmece.

Click to see more example sentences
fake taklit etmek

It's a very good fake, then.

Çok iyi bir taklit edilmiş o zaman.

Hey, Zhaan, you faking it?

Hey Zhaan, taklit mi ediyorsun?

True inspiration's impossible to fake That's not true.

Gerçek fikri taklit etmek imkânsızdır. Doğru değil.

Click to see more example sentences
fake yalancı

Shut up, you fake, You're not even a real doctor,

Kapa çeneni, seni yalancı gerçek bir doktor bile değilsin.

You're a liar and a fake.

Tam bir yalancı ve sahtekârsın.

It's a fake marriage, but a real honeymoon?

Yalancı bir evlilik ama gerçek bir balayı mı?

Click to see more example sentences
fake sahtekâr

Yeah. And all that for a fake.

Evet, hepsi de bir sahtekâr için.

Johnny Smith is a fake!

Johnny Smith bir sahtekâr.

These girls are so fake.

Şu kızlar çok sahtekâr.

Click to see more example sentences
fake kandırmak

In a fake beard and moustache.." "the wicked one really deceived me

Sahte bir sakal ve bıyık ile." "beni gerçekten de kandırdı

Cheaper than fake blood.

Sahte kandan daha ucuz.

But you have a collar too It's a fake, to fool the Draags

Fakat senin de bir tasman var. Bu sahte, Traagları kandırmak için.

Click to see more example sentences
fake uydurmak

Drug dealer arrested with fake money.

Uyuşturucu satıcısı sahte parayla yakalandı.

Faking a resume and becoming a SP is not something normal.

Bir özgeçmiş uydurup GP olmak normal bir şey değil.

It's a fake, planted by ultra-militarists and corvignolles agents.

Bu ultra-militaristler ve Corvignolles ajanları tarafından uydurulmuş bir haber.

fake hile

Your Honor, this is a government fake.

Sayın Yargıç, bu bir hükümet hilesi.

Because he's Bono, that's why. But he could have faked it.

Çünkü o Bono, sebebi bu Ama hile yapmış olabilir.

No faking, no faking

Hile yok, hile yok!

fake yapma

What was Roberts planning doing with the fake Moon dirt?

Roberts sahte Kirli Ay ile ne yapmayı planlıyordu?

fake aldatmaca

Bowman, it's a fake.

Bowman, bu bir aldatmaca.