English-Turkish translations for fall:

düşmek, düşmüş · gerilemek · sonbahar · düşüş · düşme · şelale · varmamak · gelmek · ölmek · güz · iniş, inmek · başlamak · çökmek · yağmak · çıkmak · üstüne düşmek · gece çökmek · dalmak · çöküş · vurmak · yıkılmak · ayrılmak · saldırmak · sıraya girmek · kat · yağış · azalma · hazan · other translations

fall düşmek, düşmüş

Even with your supposed fall from grace, in my experience, once a cop, always a cop.

Hatta sözde ile gözden düşmek, benim deneyim, bir kez bir polis, her zaman bir polis.

But the truck will fall, and we'll both die.

Ama kamyon düşer ve ikimiz de ölürüz.

Wait. Are you still falling?

Dur; hala düşüyor musun sen?

Click to see more example sentences
fall gerilemek

But, Dylan until Mommy gets back Whatever you do don't fall asleep.

Ama, Dylan anne geri gelene kadar ne yaparsan yap sakın uyuma.

All agents fall back.

Tüm ajanlar geri çekilin.

Come on, Father, fall back!

Haydi baba, geri çekil!

Click to see more example sentences
fall sonbahar

First comes spring and summer but then we have fall and winter.

Önce ilkbahar ve yaz gelir ama sonra sonbahar ve kış.

We have fall, winter, spring, summer

Sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz var

And fall and winter?

Sonra da sonbahar ve kış.

Click to see more example sentences
fall düşüş

That's a pretty long fall.

Bu oldukça uzun bir düşüş.

The fall wasn't the worst part.

En kötü kısım düşüş değildi.

Get ready for a long fall.

Uzun bir düşüşe hazır ol.

Click to see more example sentences
fall düşme

Which makes it all the more important for us to fall in with a strong team.

Hangi onu daha da önemli hale Bizim için güçlü bir takım ile düşmeye.

This is a trap, and I don't intend to fall into it.

Bu bir tuzak, bu tuzağa düşmeye de hiç niyetim yok.

Atlanta started to fall, so I headed south with Theresa.

Atlanta düşmeye başladı, ben de Theresa ile güneye gittim.

Click to see more example sentences
fall şelale

I'm Brandon Novak, and this is Doo Doo Falls.

Ben Brandon Novak ve bu da "Kaka Şelalesi".

Uh, frank's chicken and waffles, Oh, and, of course, small falls.

Frank'in Tavuk ve Waffle'ı, ve tabi ki, Küçük Şelale.

It's kinda like Niagara Falls.

Bir çeşit Niagara Şelalesi gibi.

Click to see more example sentences
fall varmamak

We have fall, winter, spring, summer

Sonbahar, kış, ilkbahar ve yaz var

It's a beautiful fall day.

Güzel bir sonbahar günü var.

What are you really doing in Mystic Falls?

Gerçekten de Mystic Falls'da ne işin var?

Click to see more example sentences
fall gelmek

Bring spring and summer, fall and winter

Gelsin bahar ve yaz, sonbahar ve kış

And before, I never really cared, but when you start, like falling for somebody

Ve daha önce hiç umursamadım ama sen gelince, birisi için düşmek gibi

Finally all the pieces are falling together.

Sonunda tüm parçalar bir araya geldi.

Click to see more example sentences
fall ölmek

My sister Jean, she died in a fall two days before Shelley drowned.

Kız kardeşim Jean, Shelley boğulmadan iki gün önce düşerek öldü.

But in the end every leaf falls and dies alone.

Ama sonunda her yaprak düşer ve yalnız ölür.

Dad died that fall.

Babam o sonbahar öldü.

Click to see more example sentences
fall güz

Perhaps the fall festival would be the best time to strike.

Belki güz festivali vurmak için iyi bir zaman olabilir.

Spring, summer, fall, winter

Bahar, yaz, güz ve kış

Fall and winter Love and laughter

Güz ve kış Sevgi ve kahkaha

Click to see more example sentences
fall iniş, inmek

Uh, frank's chicken and waffles, Oh, and, of course, small falls.

Frank'in Tavuk ve Waffle'ı, ve tabi ki, Küçük Şelale.

Only foreigners and half-baked Americans fall for McCormick's tricks.

Sadece yabancılar ve acemi Amerikalılar McCormick'in tuzağına düşer.

Either No More or Gallifrey Falls.

Ya, Artık yok ya da Gallifrey'in Düşüşü.

Click to see more example sentences
fall başlamak

Then things really started to fall apart.

O zaman her şey dağılmaya başladı.

Their hair started to fall out, and their nails.

Onların saç dökülmesine başladı ve onların çivi.

Atlanta started to fall, so I headed south with Theresa.

Atlanta düşmeye başladı, ben de Theresa ile güneye gittim.

Click to see more example sentences
fall çökmek

Night falls like a curtain.

Gece bir perde gibi çöker.

Night falls

Gece çöker

The cartel collapses and prices would free fall.

Kartel çöker ve fiyatlarda serbest düşüş olur.

Click to see more example sentences
fall yağmak

Why does snow fall, huh?

Kar neden yağar, ha?

Snow Why does snow fall?

Kar neden yağar kar?

The rain falls and thunders roar, people are born, and then die.

Yağmur yağar, gök gürler, insanlar doğar ve sonra da ölür.

Click to see more example sentences
fall çıkmak

The biggest danger for those solo sailors is falling overboard.

Bu tek başına çıkan denizciler için en büyük tehlike denize düşmek.

New boy! Fall out.

Yeni çocuk, öne çık!

Power output falling.

Güç çıkışı azalıyor.

fall üstüne düşmek

Secret serviceman Jerry Parr falls on the president, Pushes him

Gizli Servis ajanı Jerry Parr, başkanın üstüne düşüyor onu iterek

Toast falls jelly-side down, children hit tables and people get hurt.

Tost reçelli tarafının üstüne düşer, çocuklar masalara çarpar ve insanlar zarar görür.

The axe falls hard on guitarman Deacon Claybourne.

Balta, gitarist Deacon Claybourne'un üstüne kötü düştü.

fall gece çökmek

Night falls like a curtain.

Gece bir perde gibi çöker.

Night falls

Gece çöker

I Sun rises. night falls

Gün doğar, gece çöker

fall dalmak

She falls asleep like a pig after eating, eh?

Bir domuz gibi yedikten sonra uykuya daldı, ha?

It'll be like falling asleep.

Uykuya dalmak gibi olacak.

Sasha, don't fall asleep.

Sasha, uykuya dalmak yok.

fall çöküş

King Kong Fall.

King Kong Çöküşü.

Bretton James, Churchill Schwartz and Fall of American Capitalism.

BRETTON JAMES, CHURCHILL SCHWARTZ AMERİKAN KAPİTALİZMİNİN ÇÖKÜŞÜ

fall vurmak

Perhaps the fall festival would be the best time to strike.

Belki güz festivali vurmak için iyi bir zaman olabilir.

M. Cornworthy shoots him, and Farley falls to the floor.

Bay Cornworthy, onu vuruyor ve Farley yere düşüyor.

fall yıkılmak

Kings topple and nations fall

Krallar düşer ve uluslar yıkılır

Cities fall but they are rebuilt.

Şehirler yıkılır ama yeniden inşa edilir.

fall ayrılmak

This place is falling apart without John.

Bu yer John olmadan parçalara ayrılıyor.

This house is falling apart.

Bu ev parçalara ayrılıyor.

fall saldırmak

Now it quivers and falls.

Şimdi sallanıyor ve düşüyor.

fall sıraya girmek

Corporal Barry, fall in.

Onbaşı Barry, sıraya gir.

fall kat

Maybe falling through that floor was a sign.

Belki o kattan düşmek bir işaret olabilir.

fall yağış

Heal, O water-grass.! O winter falls snow.

İyileştir, O yosun! O kış yağış kar.

fall azalma

We're having a power fall-off.

Gücümüzde bir azalma var.

fall hazan

Fall, this lonely night

Hazan vakti, bu yalnız gece