English-Turkish translations for fame:

şöhret · ün · ünlüler · şan · ihtişam · söylenti · other translations

fame şöhret

Say someone comes to me and they want money, or fame, a second chance.

Biri bana gelip para, şöhret ya da ikinci bir şans ister.

Clearly, fame isn't everything is it, Mr. Potter?

Belli ki şöhret her şey değil değil mi, Bay Potter?

Fame is inevitable. That's the wrong reason.

Şöhret kaçınılmaz. Bu yanlış bir neden.

Click to see more example sentences
fame ün

This new cult, this fan club of Joe Carroll's, seeks fame in the worst possible way.

Bu yeni tarikat, Joe Carroll'un yeni fan kulübü olabilecek en kötü şekilde ün arıyorlar.

Fame, money, girls! I have everything.

Ün, para, kızlar, benim her şeyim var.

Today, the mailman brought me fame and fortune.

Postacı, bugün bana şans ve ün getirdi.

Click to see more example sentences
fame ünlüler

The illegitimate child of an Italian princess and a famed Spanish matador

Bir İtalyan prensesi ile ünlü bir İspanyol matadorun gayri meşru çocuğu.

Perhaps you've heard of famed Russian physicist Olga Petrovich?

Belki ünlü Rus fizikçi Olga Petrovich'i duymuşsundur.

Ladies and gentlemen, please welcome the co-host of CNN's Crossfire, famed political consultant, the Raging Cajun,

Bayanlar ve baylar, CNN'nin Çapraz Ateş programına hoşgeldiniz, ünlü siyasi danışman, Raging Cajun,

Click to see more example sentences
fame şan

Not just fame and fortune.

Sadece şan ve şöhret değil.

Fame and glory.

Şan ve şöhret.

For the fame, the glory.

Şan ve şöhret için.

Click to see more example sentences
fame ihtişam

Fame, money, glamour, excitement, sex.

Şöhret, para, ihtişam, heyecan, seks.

fame söylenti

Then Hitler reportedly meets famed astrologer Erik Jan Hanussen.

Sonra söylentiye göre Hitler, ünlü astrolog Erik Jan Hanussen'le görüşür.