English-Turkish translations for family:

aile · ocak · çocuklar · ailevi · aileye ait · akraba · soy · kan · ailesel · kabile · hamile · sülale · other translations

family aile

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

And he's good for you, good for a family.

Ve sizin için iyi olan, aile için iyi olan.

What a happy family!

Ne mutlu bir aile ama!

Click to see more example sentences
family ocak

He wants a big family, but I think just a boy and a girl would be nice.

O büyük bir aile istiyor ama bence bir oğlan ve bir kız güzel olur.

Does he have a family?

Onun bir ailesi var mı?

They're his family too.

Ama onlar da onun ailesi.

Click to see more example sentences
family çocuklar

He's a good boy from a good family.

İyi bir aileden gelen iyi bir çocuk.

I'm a black kid living with a white family.

Ben beyaz bir aile ile yaşayan siyah bir çocuğum.

Nice people, lots of families perfect place to raise a child.

Hoş insanlar, bir sürü aile. Çocuk yetiştirmek için kusursuz bir yer.

Click to see more example sentences
family ailevi

There's this family thing tonight.

Bu gece ailevi bir olay var.

It's just a private family matter.

Sadece özel ailevi bir sorun.

There's been a family emergency.

Ailevi bir acil durum oldu da

Click to see more example sentences
family aileye ait

Because they belong to my family.

Çünkü onlar benim aileme ait.

Sarah already belongs to a good family.

Sarah zaten iyi bir aileye ait.

It belongs to my family.

O benim aileme ait.

Click to see more example sentences
family akraba

Is there any other family?

Başka bir akrabası var mı?

Which means he's my family too.

Yani o benim de akrabam.

To me, he's no longer family.

Benim için, o artık akraba değil.

Click to see more example sentences
family soy

That's what the race traitor Lincoln did to me, to my family's good name.

İşte soy hain Lincoln bana bunu yaptı, ailemin iyi adı için.

A noble family, a lovely château, he's a soldier, and handsome, too

Soylu bir aile ve soylu bir şato, O bir asker,yakışıklıda

A family tree is much simpler.

Soy ağacı çok daha basit.

Click to see more example sentences
family kan

They needed a family member for a blood transfusion, and I gave the doctors Jack's number.

Kan nakli için bir aile üyesine ihtiyaçları vardı ve ben de doktorlara Jack'in numarasını verdim.

That. And our family blood.

O ve aramızdaki kan bağı.

Any word on a family member for that blood transfusion?

Kan nakli için bir aile üyesinden haber var mı?

Click to see more example sentences
family ailesel

Results come back as a female familial match to Ava Montrose.

Ava Montrose Sonuçlar geri kadın ailesel maç olarak geliyor.

So it's a familial match?

Yani bu bir ailesel eşleşme mi?

Dr. Sandinsky had a family emergency.

Dr Sandinsky'nin ailesel bir işi çıktı.

Click to see more example sentences
family kabile

These are men without race, tribe or family.

Bu adamların ırkı, kabilesi ya da ailesi yok.

Rog, this tribe is your family.

Rog, bu kabile senin ailen.

family hamile

There was a pregnant woman coming in a family of preg pregnant women.

Hamile bir kadın vardı Hamile kadınlı bir aile Hamile kadın.

family sülale

Look. The Montmirail family album.

Bak, Montmirail sülale albümü.