English-Turkish translations for farm:

çiftlik · tarım · çiftçiler, çiftçi · tarla · köylü · çiftlik evi · çiftçilik yapmak · rençper · çiftçilik etmek · ekmek · other translations

farm çiftlik

Someday, Ricky here is gonna want this farm too and I want it to be here for him.

Birgün Ricky de bu çiftliği isteyecek ve ben de onun burada Ricky için olmasını istiyorum.

Lot of equipment there for an abandoned farm.

Terk edilmiş bir çiftlik için çok fazla malzeme var.

He's got a farm across the way, pregnant wife, a kid about Ryan's age.

Yolun karşısında bir çiftliği, hamile bir eşi, ve Ryan yaşlarında bir oğlu var.

Click to see more example sentences
farm tarım

A couple of farm workers found him.

Onu bir kaç tarım işçisi bulmuş.

This isn't farming country.

Burası bir tarım ülkesi değil.

The lady made these farming tools?

Bu tarım aletlerini hanım yaptı?

Click to see more example sentences
farm çiftçiler, çiftçi

You're a simple, understanding, Italian, farm girl.

Sen basit, anlayışlı, İtalyan bir çiftçi kızsın.

Ricky is a farm kid.

Ricky, çiftçi bir çocuk.

A white farm boy with a basketball?

Basketbol oynayan beyaz bir çiftçi mi?

Click to see more example sentences
farm tarla

Is this farm yours?

Bu tarla senin mi?

What's this farm worth?

Bu tarla ne kadar eder?

These farms are not yours anymore.

Bu tarlalar artık senin değil.

Click to see more example sentences
farm köylü

It's not just farm kids.

Sadece "köylü çocuklar" değil.

Every village. every farm.

Her köy, her çiftlik.

Castles, forests, farms and villages included.

Şatolar, ormanlar, çiftlikler ve köyler de dahil.

Click to see more example sentences
farm çiftlik evi

This farm house is more like a fortress.

Bu çiftlik evi daha çok bir kale gibi.

This is my farm, my home.

Bu çiftlik ve ev benim.

An old house, an old farm, and new bills.

Eski bir ev, bir çiftlik ve faturalar.

Click to see more example sentences
farm çiftçilik yapmak

It's mostly good land for farming and raising cattle and raising a family.

Çiftçilik yapmak için hayvan yetiştirmek için, ve aile kurmak için güzel bir yer.

Did you farm good today?

Bugün iyi çiftçilik yaptın mı?

But he wanted to stay back and do farming.

Ama çiftçilik yapmak ve burada kalmak istedi.

Click to see more example sentences
farm rençper

You're a traitor, too, aren't you, farm boy?

Sen de bir hainsin, öyle değil mi, rençper çocuk?

A spoiled brat and a farm hand.

Şımarık bir velet ile bir rençper.

farm çiftçilik etmek

You always told me you hated farming, Jonathan.

Sen hep çiftçilikten nefret ettiğini söylerdin Jonathan.

His turn-offs are farm, Fizbo, And, worst of all, Farmbo.

Çiftçilikten, Fizbo'dan ve en beteri Çiftçibo'dan nefret ediyor.

farm ekmek

This farm is my livelihood.

Bu çiftlik benim ekmek kapım.