English-Turkish translations for fascinating:

büyüleyici · etkileyici · ilginç · çekici · inanılmaz · enteresan · muhteşem · sürükleyici · other translations

fascinating büyüleyici

Like most people, I find water both beautiful and fascinating.

Çoğu insan gibi ben de suyu çok güzel ve büyüleyici buluyorum.

Ah. This is a fascinating piece.

Ah, bu büyüleyici bir parça.

It's fascinating, is not it?

Bu büyüleyici, öyle değil mi?

Click to see more example sentences
fascinating etkileyici

What could be more fascinating and important than this?

Bundan daha etkileyici ve önemli ne olabilir ki?

I'm sure you're a very fascinating person.

Çok etkileyici bir insan olduğundan eminim.

Hey, what's so fascinating?

Hey, ne kadar etkileyici.

Click to see more example sentences
fascinating ilginç

I think it's the most fascinating thing I've ever seen.

Bu benim şimdiye kadar gördüğüm en ilginç şey.

You know what else is fascinating?

İlginç olan başka ne var biliyor musun?

Water customs here are so fascinating don't you think, Your Highness?

Buradaki su adetleri çok ilginç öyle değil mi ekselansları?

Click to see more example sentences
fascinating çekici

He was handsome and fascinating.

O çok yakışıklı ve çekiciydi.

That's fascinating. Please go on.

Çok ilgi çekici, lütfen devam et.

You know what fascinated me about Julius and Ethel Rosenberg?

Julius ve Ethel Rosenberg beni neden çekiyor, biliyor musunuz?

Click to see more example sentences
fascinating inanılmaz

It was completely new to me and incredibly fascinating.

Bu benim için tamamen yeni ve inanılmaz büyüleyiciydi.

That is an incredibly fascinating story in itself.

Bu, başlı başına inanılmaz derecede büyüleyici bir hikayedir.

What a fascinating computer!

Ne inanılmaz bir bilgisayar!

Click to see more example sentences
fascinating enteresan

This is not a fascinating puzzle.

Bu enteresan bir yapboz değil.

It's just it's all so fascinating.

Sadece Bu çok enteresan. Burada.

But it's a fascinating week ahead.

Ama önümüzde enteresan bir hafta var.

Click to see more example sentences
fascinating muhteşem

Fascinating Rhythm, do you read me?

Muhteşem Ritm, beni duyuyor musun?

A fascinating case

Muhteşem bir vaka.

Really, it's fascinating.

Cidden, çok muhteşem.

Click to see more example sentences
fascinating sürükleyici

All very fascinating, but it is my wedding day.

Çok sürükleyici, ama bugün benim düğün günüm.

This book is fascinating.

Çok sürükleyici bir kitap bu.

Quite fascinating, yes.

Oldukça sürükleyici, evet.