English-Turkish translations for fashion:

moda · kafalı · yapmak · usul · şekil · tarzında, tarz · uydurmak · şeklinde · biçiminde, biçim, biçimlendirmek · kesim · other translations

fashion moda

Believe me, I had my doubts too, but apparently Cleveland Fashion Week is a big deal.

İnan bana, benim de şüphelerim vardı ama görünüşe göre Cleveland Moda Haftası büyük bir olay.

I am not skinny or glamorous and I don't know that much about fashion.

İnce ya da çekici değilim ve moda hakkında fazla şey bilmiyorum.

But I don't know much about fashion

Fakat moda hakkında çok bilgim yok.

Click to see more example sentences
fashion kafalı

How can a person be so old-fashioned and boring?

Bir insan nasıl bu kadar eski kafalı ve sıkıcı olabilir?

I'm just an old-fashioned girl.

Ben eski kafalı bir kızım.

Why is he so old-fashioned?

Neden bu kadar eski kafalı?

Click to see more example sentences
fashion yapmak

It's called fashion design, and you can never do it.

Buna moda tasarımı deniyor, ve sen asla yapamazsın.

But there's still good old-fashioned talk therapy.

Ama yine de eski moda konuşma terapisi yapabiliriz.

Make her an old-fashioned.

Onu eski kafalı yaptın.

Click to see more example sentences
fashion usul

Maybe, I'll write an old-fashioned letter one day.

Belki bir gün bir mektup yazarım eski usul.

Simon Phoenix is an old-fashioned criminal.

Simon Phoenix eski usul bir suçlu.

Let's do this the old-fashioned way.

Hadi eski usul yapalım bu işi.

Click to see more example sentences
fashion şekil

Oh, in friendly fashion of course.

Oh, dostça bir şekilde tabii.

Hector and Dorf are avant-garde fashion visionaries, and we planned it that way.

Hector ve Dorf yenilikçi moda vizyoncularıdır. Biz de o şekilde planladık.

And a pretty old fashion.

Eski moda bir şekilde.

Click to see more example sentences
fashion tarzında, tarz

This is an old-fashioned escape mission, buddy.

Bu eski tarz bir kaçış görevi, dostum.

He's an old-fashioned gentleman.

O eski tarz bir centilmen.

It sounds old-fashioned, but try it.

Eski tarz gibi geliyor ama bir dene.

Click to see more example sentences
fashion uydurmak

This is Paris, and I'm a fashionable woman, aren't I?

Burası Paris. Ben de modaya uyan bir kadınım, öyle değil mi?

fashion şeklinde

This is old-fashioned flying.

Bu eski tarz uçuş şekli.

fashion biçiminde, biçim, biçimlendirmek

Everybody move in an orderly fashion.

Herkes düzenli bir biçimde hareket etsin.

fashion kesim

Was that haircut fashionable?

Bu saç kesimi moda mıydı?