English-Turkish translations for fate:

kader · şans · kadere bağlı · son · akıbet · ölüm · alın yazısı · talih · yazgı · takdir · kısmet · other translations

fate kader

It's hard to explain, but I keep seeing him everywhere and he says it's fate.

Açıklaması zor, ama her yerde onu görüyorum ve o buna "kader" diyor.

Thanks for saving me from a fate worse than death.

Beni ölümden daha kötü bir kaderden kurtardığın için sağol.

You too are part of the common Jewish fate now.

Artık sen de ortak Yahudi kaderinin bir parçasısın.

Click to see more example sentences
fate şans

But fate fate gave me a second chance.

Ama kader kader bana ikinci bir şans verdi.

There's no such thing as chance or fate, right?

Şans ya da kader diye bir şey yoktur, değil mi?

Life and death space and time fate and chance.

Yaşam ve ölüm! Boşluk ve zaman! Kader ve şans!

Click to see more example sentences
fate kadere bağlı

It's not up to you, this is our fate together

Bu sana bağlı değil, bu ikimizin de kaderi

Fortunately, Jim, the fate ofthe company doesn't depend on one man.

Neyse ki, Jim, bölüğün kaderi tek adama bağlı değil.

The fate of your world, perhaps all worlds, rests in his special mind.

Dünyanın kaderi, belki de tüm dünyaların kaderi, onun özel aklına bağlı.

Click to see more example sentences
fate son

Maybe fate doesn't always have the last word.

Belki de kader her zaman son sözü söylemez.

You saved an innocent man from a terrible fate.

Masum bir adamı korkunç bir sondan kurtardınız.

Actually, I can imagine a worse fate.

Aslında, daha kötü bir son hayal edebiliyorum.

Click to see more example sentences
fate akıbet

For your conscience and maybe your fate.

Vicdanın ve belki de akıbetin için.

ln your kingdom, Einon, there are worse fates than death.

Senin krallığında, Einon, ölümden daha kötü akıbetler vardır.

Captain Picard's fate is still unknown.

Kaptan Picard'ın akıbeti hala bilinmiyor.

Click to see more example sentences
fate ölüm

Life and death space and time fate and chance.

Yaşam ve ölüm! Boşluk ve zaman! Kader ve şans!

Fate is a fatal thing.

Kader ölümcül bir şey.

Death is far too merciful a fate for you.

Ölüm senin için çok merhametli bir kader olur.

fate alın yazısı

There is a difference between fate and destiny.

Kader ve alın yazısı arasında fark var.

This fish is caught. It's only fate.

Bu balık yakalandı, bu sadece alın yazısı.

Well, destiny, fate.

Kader, alın yazısı

fate talih

No fate, no chances.

Kader yok, talih yok.

Robert Queen's ill-fated yacht?

Robert Queen'in talihsiz yatını?

The tiles make you ill-fated

Taşlar seni talihsiz yapar.

fate yazgı

So this is a quite probable fate

Yani bu oldukça muhtemel bir yazgı

Each race is bound to this fate, this one doom.

Her ırk bu kadere bağlı, bu tek yazgıya.

fate takdir

Otherwise, the young Isaac's fate might have been very different.

Aksi takdirde, genç Isaac'in kaderi çok farklı olabilirdi.

fate kısmet

Again fate, destiny.

Yine kader, kısmet.