English-Turkish translations for fateful:

kadere bağlı · önemli · kaderi belirleyen · uğursuz · kaçınılmaz · öldürücü · meşum · other translations

fateful kadere bağlı

It's not up to you, this is our fate together

Bu sana bağlı değil, bu ikimizin de kaderi

Fortunately, Jim, the fate ofthe company doesn't depend on one man.

Neyse ki, Jim, bölüğün kaderi tek adama bağlı değil.

The fate of your world, perhaps all worlds, rests in his special mind.

Dünyanın kaderi, belki de tüm dünyaların kaderi, onun özel aklına bağlı.

Click to see more example sentences
fateful önemli

Fate has some serious plans for you.

Kaderin senin için önemli planları var.

Callo was insignificant and Conners, he deserved his fate.

Callo önemsiz biriydi. Ve Conners, kaderini hak etti.

perhaps the most fateful in our history,

belki de tarihimizin en önemli anında

Click to see more example sentences
fateful kaderi belirleyen

So, this dice will decide your fate. one, two, three, four, five, six.

Bu yüzden de bu zar senin kaderini belirleyecek. Bir, iki, üç, dört, beş, altı.

Your parents determined your fate.

Ailen senin kaderini belirledi.

Yeah, but perhaps his fate was fated by biology.

Evet ama belki de kaderi biyoloji tarafından belirlenmişti.

fateful uğursuz

Since that fateful day, Aurora secretly gave the animal a romantic name:

O uğursuz günden sonra Aurora hayvana gizlice romantik bir isim verdi

That fateful night started like any other.

O uğursuz gece diğer her gece gibi başlamıştı.

The wonderful, fateful supercalifragilistic-expialidocious tuppence.

Harika, uğursuz olağanüstügüzelfevkalademsi iki peni.

fateful kaçınılmaz

About that dark and fateful night. Or my secret repo life Don't deny your repo life

O karanlık ve kaçınılmaz geceden. benim gizli repo hayatımdan repo hayatını inkar etme

What a fated reunion!

Ne kaçınılmaz bir kavuşma!

With Tigger's Heffalump-tracking skills, it's a fate-a-complicated.

Kaplan'ın Heffalump izi sürme vasfıyla,.. başarı kaçınılmazdır.

fateful öldürücü

My brother's dead, and he deserves the same fate!

Kardeşim öldü, o da aynı kaderi hak ediyor!

But I tempted fate, and because of that, he died.

Ama ben kaderi değiştirdim ve o, bu yüzden öldü.

My son was murdered, so The Rabbi's son must share the same fate.

Benim oğlum öldürüldü, o yüzden hahamın oğlu da aynı kaderi paylaşmalı.

fateful meşum

On that fateful day, these mighty whiteys saved my life.

O meşum günde, bu kudretli beyaz hayatımı kurtardı.