English-Turkish translations for father:

babacan · baba · peder · babası olmak · tanrı · papaz · yaratmak, yaratıcı · soy · kayınpeder · kurucu · babalık · icat etmek · allah · other translations

father babacan

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

Your father loves you very much and would do anything to save you.

Baban seni çok seviyor ve seni kurtarmak için her şeyi yapar.

Please, he's my father.

Lütfen, o benim babam.

Click to see more example sentences
father baba

If I'd been a better husband, a better father, her mother and her sister might still be alive.

Eğer daha iyi bir koca, daha iyi bir baba olsaydım annesi ve kız kardeşi hâlâ hayatta olabilirdi.

Yeah, he's like a father to me.

Evet, benim için bir baba gibidir.

No, no.. father.. father

Hayır, hayır baba baba

Click to see more example sentences
father peder

It's nice to see you again, Father.

Seni tekrar görmek çok güzel, peder.

Isn't that so, father?

Öyle değil mi peder?

Who's gonna tell her, Father?

Ona kim söyleyecek Peder?

Click to see more example sentences
father babası olmak

Because I look at you, and I think you were a child once, with a mother and a father and a home.

Çünkü sana bir bakıyorum da, ve bir zamanlar senin de annesi ve babası ve bir evi olan bir çocuk olduğunu düşünüyorum.

I'm your father, but I'll never be your dad.

Ben senin babanım, ama asla baban olmayacağım.

So your father always wanted a son?

Baban hep bir oğlu olsun mu istedi?

Click to see more example sentences
father tanrı

That's what your father wanted, that's what I want and that's what the Lord wants.

Baban da böyle istiyordu, ben de böyle istiyorum ve Tanrı da böyle istiyor.

Things about my father, about God

Babam hakkında, Tanrı hakkında şeyler.

This is not God's doing, Father.

Bu, Tanrı'nın işi değil baba.

Click to see more example sentences
father papaz

That is enough, Father.

Bu kadar yeter Papaz.

I said, "father, I'm thinking about becoming a priest.

Peder, ben de bir papaz olmayı düşünüyorum" dedim.

Your father is a pastor, right?

Baban bir papaz, değil mi?

Click to see more example sentences
father yaratmak, yaratıcı

They probably think you, like your father, have created another monster or

Muhtemelen baban gibi başka bir canavar yarattığını düşünüyorlar ya da

But your father and I, we worked hard to create this business.

Ama baban ve ben biz bu işi yaratmak için çok çalıştık.

Your father made you and then abandoned you, so you pray.

Baban seni yarattı ve terk etti, sen de dua ediyorsun.

Click to see more example sentences
father soy

I knew a man once a noble man, a man of principle who loved my father and my father loved him.

Bir zamanlar bir tanıdığım vardı soylu bir adam, prensip sahibi bir adamdı babamı çok severdi babam da onu severdi.

My father wanted to sell me to a noble family, so I decided to become a gisaeng.

Babam beni soylu bir aileye satmak istedi, ben de bir gisaeng olmaya karar verdim.

So Klaus's real father was from a werewolf bloodline?

Klaus'un öz babası kurt adam soyundan geliyor?

Click to see more example sentences
father kayınpeder

But you've got good connections a rich father-in-law, a rich wife.

Ama iyi bağlantıların var. Zengin bir kayınpeder, zengin bir eş.

What more could a Latino father-in-law ask for?

Latin bir kayınpeder daha ne isteyebilir ki?

My father-in-law gave me a new one.

Kayınpeder bana yeni bir tane aldı.

Click to see more example sentences
father kurucu

I consider myself a gentleman farmer, like our founding fathers.

Kendimi beyefendi bir çiftçi olarak görüyorum. Kurucu atalarımız gibi.

Templar Knights, the Founding Fathers they're the good guys.

Tapınak Şövalyeleri, Kurucu Babalar, onlar iyi insanlardı.

Your New Founding Fathers

Sizin Yeni Kurucu Babalarınız

Click to see more example sentences
father babalık

Fitz can sire a child, but can he father a child?

Fitz bir aygıra babalık yapabilir. Ama bir çocuk babası

That doesn't sound very fatherly to me.

Bu pek babalık gibi gelmiyor bana.

Anyway, I'd never have fathered a weirdo like you.

Senin gibi bir ucubeye hiç babalık yapmamalıydım.

father icat etmek

Kimberly's father helped invent a very special pill.

Kimberly'nin babası çok özel bir hap icat etmişti.

Didn't her father invent inflation?

Enflasyonu onun babası icat etmedi mi?

Father invented the Intersect.

Bilgisayar'ı babam icat etti.

father allah

His father's a dentist, for God's sake.

Babası bir diş hekimi, Allah aşkına.

No Finard, God hears and never forgives a father's curse

Hayır Finard, Allah işitir ve bir babanın lanetini asla affetmez!