English-Turkish translations for favor:

iyilik · iyilik etmek · kıyak · yüz · yardım · tutmak · kabul etmek · himaye · kayırma · iltimas · other translations

favor iyilik

Now, she's coming to see you today, and I want you to do yourself a favor.

Ve şimdi, bugün seni görmeye geliyor, ve ben senden kendine bir iyilik yapmanı istiyorum.

Believe me, he did us all a favor.

İnan bana, o bize bir iyilik yaptım.

Do me a favor, and don't tell Kate.

Bana bir iyilik yap ve bunu Kate'e söyleme.

Click to see more example sentences
favor iyilik etmek

Would you do me a favor? Don't talk to me for a while.

Benim için bir iyilik yap, beni bir süre rahatsız etme.

I wonder if you could do me a favor, Doctor?

Merak ediyorum bana bir iyilik yapabilir misin doktor?

Do me a favor, I gotta do something here.

Bir iyilik et, burada bir şey yapmalıyım.

Click to see more example sentences
favor kıyak

You think someone did us a favor?

Sence birisi bize bir kıyak yaptı?

Do us both a favor and just keep walking.

İkimize de bir kıyak yap ve yürümeye devam et.

He's a favor. Remember?

O bir kıyak, unuttun mu?

Click to see more example sentences
favor yüz

So do me a favor, sweetheart. From now on, keep your legs closed.

Bu yüzden bana bir iyilik yap tatlım, bundan sonra bacaklarını kapalı tut.

That's why it's called a favor.

Bu yüzden buna iyilik diyorlar.

So, let me be clear. I am doing you a favor.

O yüzden açık olayım, ben size bir iyilik yapıyorum.

Click to see more example sentences
favor yardım

Promise me you'll help him. And when you do, do me a favor.

Ona yardım edeceğine söz ver, bunu yaparken de bana bir iyilik yap

Oh, my God. Would you do me the biggest favor?

Aman tanrım, Bana büyük bir yardım yapar mısın?

Do yourself a favor. Jackie Boy. and get help. Iike a shrink.

Kendine bir iyilik yap Jackie ve gidip bir psikiyatrdan yardım al.

Click to see more example sentences
favor tutmak

Hey, do me a favor and leave your phone on.

Hey, bana bir iyilik yap ve telefonunu açık tut.

So do me a favor, sweetheart. From now on, keep your legs closed.

Bu yüzden bana bir iyilik yap tatlım, bundan sonra bacaklarını kapalı tut.

Do me a favor hold 'em here.

Bir iyilik yap ve onu burada tut.

favor kabul etmek

Its government agreed to do us this favor

Hükümet bize bu iyiliği yapmayı kabul etti.

A few days ago the court ruled in Connolly's favor, they granted him asylum.

Birkaç gün önce mahkeme Connolly'nin lehine karar verdi sığınma talebini kabul etti.

favor himaye

And what favor does Mr. Tilney receive from you?

Peki Bay Tilney sizden nasıl bir himaye görüyor?

favor kayırma

Nine, no favored recruitment.

Dokuz, işe alımda kayırma yok!

favor iltimas

Death has favored you.

Ölüm sana iltimas geçti.