English-Turkish translations for feed:

beslemek, besleme, beslenen, beslenmek · yemek yemek, yemek · yem · bakmak · yiyecek · doyurmak · yedirmek · besin · other translations

feed beslemek, besleme, beslenen, beslenmek

She's a pregnant woman, she's gotta feed this baby.

O hamile bir kadın, bebeğini de beslemek zorunda.

There's some other energy source feeding them.

Buralarda başka bir enerji kaynağı onları besliyor.

Keep feeding the press, morning and night.

Basını beslemeye devam, sabah ve akşam.

Click to see more example sentences
feed yemek yemek, yemek

We offered to feed him, but he had come for something else.

Ona yemek önerdik ama o başka bir şey için gelmişti.

A crocodile that big would feed us for a long time.

O kadar büyük bir timsah bize çok uzun süre yemek olurdu.

Will you feed him, Mama?

Ona yemek verir misin anne?

Click to see more example sentences
feed yem

Meaning? Will she take him out and feed him?

Anlam? onu dışarı çıkar ve ona yem mi?

Company gives us free feed.

Şirket bize ücretsiz yem veriyor.

Feed these horses, will you?

Bu atlara yem ver, olur mu?

Click to see more example sentences
feed bakmak

Look, she wants to have a pizza. Feed her some.

Bak, o bir pizza istiyor. ona biraz besleyin.

I've got a family to feed.

Bakmam gereken bir ailem var.

And now I'm supposed to feed them?

Şimdi de onlara bakmam gerekiyor?

Click to see more example sentences
feed yiyecek

That evening, there was enough food to feed an army.

O akşam bir orduya yetecek kadar yiyecek vardı.

There's enough to feed an army.

Bir orduya yetecek kadar yiyecek var.

And don't feed him anything.

Ve ona yiyecek hiçbir şey verme.

Click to see more example sentences
feed doyurmak

No, you go home and feed the child.

Hayır, eve git ve çocuğun karnını doyur.

Is feeding the dog so important?

Bir köpeği doyurmak bu kadar önemli?

It's expensive feeding you girls.

Sizi doyurmak çok pahalı kızlar.

Click to see more example sentences
feed yedirmek

Just close your eyes and I'll feed you. ok?.

Sadece gözlerini kapa ben sana yedireceğim. Tamam mı?

Bonnie, come, I'll feed you something.

Bonnie, gelin, size bir şey yedireceğim.

Yes, Alex, I am, because I feed you and I clothe you and I pay the mortgage.

Evet Alex, öyle. Çünkü sizi ben yediriyorum, ben giydiriyorum ve ev kredisini ben ödüyorum.

Click to see more example sentences
feed besin

Then I'll feed it. Where's the plant food?

O zaman ben beslerim. bitki besini nerede.

If this is a feeding under naturalistic conditions, then their nutritional autonomy might be hierarchical. Okay.

Eğer bu, doğal koşullar altında yapılan bir besleme ise besin öncelikleri de hiyerarşik olmalıdır.

Which but to-day by feeding is allay'd, 食慾只今日飽餐後暫覺滿足,

Oysa baksana ona, bugün besinin alıp yatışsa da,