English-Turkish translations for fellow:

adam · dost · arkadaş · sevgili · adamlar · herif · çocuk · kardeş · üye · yoldaş · koca · tek · insan · meslektaş · kişi · · görevli · erkek · other translations

fellow adam

This Richard fellow, I just I think Gwen really loves him.

Bu Richard denen adam, sanırım Gwen onu gerçekten seviyor.

He's a handsome fellow, isn't he?

Yakışıklı bir adam değil mi?

Oh! Oh, what a good fellow!

Ne iyi kalpli bir adam!

Click to see more example sentences
fellow dost

And now my dear fellow there's something you can do for me if you will.

Ve şimdi sevgili dostum benim için yapabileceğin bir şey var, eğer yaparsan.

Of course, my dear fellow.

Tabii ki, sevgili dostum.

No explanation is necessary, my dear fellow.

Açıklama yapmaya gerek yok sevgili dostum.

Click to see more example sentences
fellow arkadaş

I'm asking you as a friend and a fellow citizen, protect me, but here in Los Angeles.

Senden bir arkadaş ve bir yurttaş olarak rica ediyorum. Beni koru ama burada, Los Angeles'ta.

Why should this fellow pay so much?

Bu arkadaş neden bu kadar çok ödesin ki?

You and this fellow.

Sen ve bu arkadaş.

Click to see more example sentences
fellow sevgili

And now my dear fellow there's something you can do for me if you will.

Ve şimdi sevgili dostum benim için yapabileceğin bir şey var, eğer yaparsan.

Yesterday my dear friend and fellow reporter Thomas Logan died tragically and unexpectedly.

Dün yakın arkadaşım ve sevgili habercimiz Thomas Logan ani ve trajik bir şekilde öldü.

Good evening, my fellow Americans.

İyi geceler, sevgili Amerikalılar!

Click to see more example sentences
fellow adamlar

Isn't it a bit late for a fellow like you to be out all alone?

Senin gibi bir adamın dışarıda yalnız olması için... .biraz geç değil mi?

As a fellow scientist, you

Bir bilim adamı olarak, sen de

We found this fellow outside.

Bu adamı dışarıda bulduk.

Click to see more example sentences
fellow herif

But you're not a very nice fellow, are you?

Ama gerçekten iyi bir herif değilsin değil mi?

Officer, who is this fellow?

Memur bey, kim bu herif?

And who's this interesting looking fellow?

Peki bu ilginç görünüşlü herif kim?

Click to see more example sentences
fellow çocuk

That fellow is quite interesting.

O çocuk da epey ilginç biri.

An interesting fellow.

İlginç bir çocuk.

Fellows, this is Manny's lawyer.

Çocuklar, bu Manny'nin avukatı.

Click to see more example sentences
fellow kardeş

Little brother, you're a brave fellow

Küçük kardeş, cesur bir dostsun.

Come on, big fellow.

Hadi ama, büyük kardeş.

Edward Pierce, my dear fellow!

Edward Pierce, sevgili kardeşim!

Click to see more example sentences
fellow üye

Vice President Cheney, members of Congress, distinguished citizens and fellow citizens.

Başkan Yardımcısı Cheney, değerli kongre üyeleri, seçkin ve değerli yurttaşlarım:

Fellow board members, we have a problem.

Değerli kurul üyeleri, bir sorunumuz var.

This fellow, Gilliam, is an alderman from D.C.

Bu, Gilliam, D.C. den bir bld meclisi üyesi

Click to see more example sentences
fellow yoldaş

A fellow Thief.

Yoldaş bir hırsız.

Think of me as a friend, a compadre, a fellow fighter.

Beni bir arkadaş, bir yoldaş, dost savaşçı olarak düşün.

A fellow soldier.

Yoldaş bir askeri.

Click to see more example sentences
fellow koca

Such a big ball for such a little fellow.

Senin gibi bir küçük için ne kocaman bir top.

It's okay, big fellow.

Sorun değil koca adam.

Easy. Easy, big fellow.

Sakin Sakin koca adam

Click to see more example sentences
fellow tek

A handsome young fellow, an eligible young bachelor alone on a Friday night.

Yakışıklı genç bir adam gözde bir bekar neden cuma akşamı tek başına?

Tall fellow, one leg.

Uzun boylu, tek bacaklı.

That's all I want, fellows.

Tek istediğim bu çocuklar.

Click to see more example sentences
fellow insan

What a jolly fellow!

Ne neşeli bir insan!

They're not bad fellows.

Kötü insanlar değil onlar.

Leopold, what a fine fellow.

Leopold, ne harika bir insan.

Click to see more example sentences
fellow meslektaş

Teddy is a fellow and an old friend.

Teddy bir meslektaş ve eski bir dost.

He is your fellow colleague.

O senin meslektaş arkadaşın

Roommate of the deceased and fellow entertainer, Heidi McDunnah.

Rahmetlinin oda arkadaşı ve meslektaşı Heidi McDunnah.

fellow kişi

The remaining three were Dr Singh, Dr Healey, and this fellow Dr Brent Langham.

Geriye kalan üç kişi, Dr Singh, Dr Healey, ve şu Dr Brent Langham'dı.

Do you know this fellow Kaunitz?

Kaunitz denilen bu kişiyi tanıyor musun?

I was the bookish fellow in the green cardigan

Ben şu yeşil hırkalı okumaya meraklı kişiyim

fellow

Paramveer is a nice fellow.

Paramveer iyi bir .

fellow görevli

Good evening, ladies and gentlemen, honorable community officials, dear fellow villagers

İyi akşamlar, bayanlar ve baylar saygıdeğer devlet görevlileri, sevgili köylülerim

fellow erkek

Brothers, sisters, fellow Protestants

Erkek kardeşler, kız kardeşler, Protestanlar