English-Turkish translations for few:

kaçı, kaç · birkaç, birkaçı · az · biraz · sayılı · azıcık · other translations

few kaçı, kaç

Listen, he's my son and he's only gonna be here a few days.

Dinle, o benim oğlum ve sadece bir kaç gün burada kalacak.

A few more days and you'll be all right

Bir kaç gün sonra çok daha iyi olacaksın.

Officer, can I ask you a few questions, please?

Bir kaç soru sorabilir miyim memur bey?

Click to see more example sentences
few birkaç, birkaçı

Maybe a few days, maybe more, but there's nothing they can do for me.

Belki birkaç gün, belki biraz daha fazla, ama benim için yapılabilecek bir şey yok.

And the last few days have just been been really nice.

Son birkaç gün gerçekten çok güzel geçti. Biliyorum, çok güzeldi.

Give us a few hours, please.

Bize birkaç saat ver, lütfen.

Click to see more example sentences
few az

You will become a target, but there is a weapon here that very few people know about.

Bir hedef olacaksın, ama burada bir silah var ve çok az bir insanın haberi var.

Not my only reason, no but I have so few close friends.

Tek sebebim değilsin, hayır ama çok az yakın arkadaşım var.

It'll be a few hours at least.

En az bir kaç saat sürer.

Click to see more example sentences
few biraz

Maybe a few days, maybe more, but there's nothing they can do for me.

Belki birkaç gün, belki biraz daha fazla, ama benim için yapılabilecek bir şey yok.

No, that's a bit too much, also because within the next few years plenty of people will graduate.

Hayır, bu biraz fazla olur... .çünkü önümüzdeki birkaç yıl içinde... .çok sayıda kişi mezun olacaktır.

I know it's ridiculous but it's only a few blocks, so

Biraz saçma olduğunu biliyorum, ama sadece birkaç blok ötede.

Click to see more example sentences
few sayılı

No, that's a bit too much, also because within the next few years plenty of people will graduate.

Hayır, bu biraz fazla olur... .çünkü önümüzdeki birkaç yıl içinde... .çok sayıda kişi mezun olacaktır.

I have very few real friends, Ron.

Çok az sayıda gerçek arkadaşım var, Ron.

Okay, there's still a few galleries, but it's more manageable.

Tamam, hâlâ fazla galeri var ama daha idare edilebilir sayıda.

Click to see more example sentences
few azıcık

Well, there are a lot of beautiful black women, but very few wearing Valentin Kartashyov dresses.

Evet, birçok güzel zenci kadın var ama çok azı Valentin Kartashyov elbiseleri giyer.

Lately, many are going, but few are returning.

Son zamanlarda, birçoğu gidiyor ama çok azı dönüyor.

And very few arrests.

Çok azı da tutuklanmış.

Click to see more example sentences