English-Turkish translations for field:

alan · saha · tarla · · arazi · orta · sahra · savaş alanı · etki alanı · bilim dalı · çayır · oyun sahası · fırsat · meydan · zemin · other translations

field alan

Yeah, but this isn't your field.

Evet, ama bu senin alanın değil ki.

But your son is great He has chosen a different field

Ama senin oğlun mükemmel O farklı bir alan seçti

The ice crystals seem to have a low level telepathic field.

Buz kristallerinin düşük seviye bir telepatik alanı var gibi.

Click to see more example sentences
field saha

Hi, this is Special Agent Paul Vincent from the FBI Los Angeles Field Office.

Merhaba, bu özel ajan olduğunu Paul Vincent FBI dan Los Angeles Saha Ofisi.

It's a good baseball field, Ray.

Bu iyi bir beyzbol sahası Ray.

You're a research scientist, not a field operative.

Sen bir araştırma görevlisisin, saha ajanı değilsin.

Click to see more example sentences
field tarla

I saw a dozen guns in a coffin and a stunt in a field.

Bir tabutun içinde bir düzine silah ve tarlada bir dublör gördüm.

Last time, cops found him in a field, naked.

Son kez, polisler bir tarlada çıplak bulmuşlar.

Is there any authentic research in these fields?

Bu tarlalarda hakiki bir araştırma var mı?

Click to see more example sentences
field

It's not quite the shoe business, but it's a very interesting field.

Ayakkabı işi kadar değil ama yine de epey ilginç bir alan.

To help. Also, this is kind of my field.

Yardım için bir de bu benim işim sayılır.

Here's Cheryl Frazier, Miss United States and Stan Fields, host of the pageant.

İşte Cheryl Frazier, Bayan Amerika, ve Stan Fields, yarışmanın yapımcısı.

Click to see more example sentences
field arazi

Well, there was a gas station and a big field.

Bir benzin istasyonu vardı. Bir de kocaman bir boş arazi.

Just an empty field and a beach.

Boş bir arazi ve bir plaj.

Because it's a field!

Çünkü orası bir arazi!

Click to see more example sentences
field orta

In the middle of a field, like a dog?

Bir arazinin ortasına tıpkı bir köpek gibi mi?

Ben is our Middle East expert, and this is his first field Op.

Ben bizim Orta Doğu uzmanımızdır, ve bu onun ilk saha operasyonu.

Two tickets, Yankee Stadium, center field.

Yankee stadyumuna iki bilet. Orta saha.

Click to see more example sentences
field sahra

But these are German field plans.

Ancak bunlar Alman sahra planları.

Colonel, in the sector Alpha will be our field hospital.

Albay, sektörde Alpha olacak bizim sahra hastanesi olacak.

A field hospital.

Bir sahra hastanesi.

Click to see more example sentences
field savaş alanı

This is clearly a battle field.

Şüphesiz burası bir savaş alanı.

This isn't a scientific study, it's a field run.

Bu bir bilimsel araştırma değil. Savaş alanı

It's a battle field.

Orası bir savaş alanı.

Click to see more example sentences
field etki alanı

And we'll use them to create an entirely new force-field effect.

Ve biz onları tamamen yeni bir güç-alanı etkisi yaratmakta kullanacağız.

The graviton field had no effect.

Çekimsel alanın hiç bir etkisi olmadı.

The neurogenic field is stronger here.

Nörojenik alan burada daha etkili.

field bilim dalı

Paleontological behavior study is a new field, and Sarah Harding is on that frontier.

Paleontolojik davranış bilimleri yeni bir dal ve Sarah Harding de bu alanda bir numara.

Is a really interesting field.

Gerçekten ilginç bir dal.

Psychiatry is such a new field.

Psikiyatri çok yeni bir dal.

field çayır

All those beautiful trees and fields and variety of birds.

Bütün o güzel ağaçlar ve çayırlar ve kuş türleri.

This is Thibodeaux Field, right?

Burası Thibodeaux Çayırı, değil mi?

A field full of Marguerites.

Bir çayır dolusu Marguerite.

field oyun sahası

This field, this game.

Bu saha, bu oyun.

Ben Bowers, Gables high star quarterback, USU recruit, collapsed on the field.

Ben Bowers Gables Lise'si USU'ya seçilen, oyun kurucusu, sahada bayılmış.

field fırsat

That's a Sylar field edition, right?

Bu Sylar fırsat basımı, değil mi?

field meydan

Somewhere called Bosworth Field.

Bosworth Meydanı denilen yerde.

field zemin

Dry plain, dusty field.

Kuru zemin, tozlu toprak?