English-Turkish translations for fierce:

vahşi · şiddetli · acımasız · sert · öfkeli · ateşli · kızgın · azılı · azgın · other translations

fierce vahşi

Sky blue, animal fierce, wind violent, etc.

Gökyüzü Mavi, Hayvan Vahşi, Rüzgâr Şiddetli, vesaire.

A robot so fierce, so powerful even I'm afraid of him.

Çok güçlü ve çok vahşi bir robot. Ben bile ondan korkuyorum.

It's not illegal to be a fierce and ravishing warrior goddess.

Vahşi ve büyüleyici bir savaşçı tanrıça olmak yasadışı değil!

Click to see more example sentences
fierce şiddetli

Sky blue, animal fierce, wind violent, etc.

Gökyüzü Mavi, Hayvan Vahşi, Rüzgâr Şiddetli, vesaire.

This is a really fierce fight, folks!

Bu gerçekten şiddetli bir çatışma dostlar!

It is a fierce and jealous love, Bilbo.

Şiddetli ve kıskançlık dolu bir aşk bu Bilbo.

Click to see more example sentences
fierce acımasız

A fierce creature with long claws and sharp teeth.

Uzun pençeleri ve keskin dişleri olan acımasız bir yaratık.

They're fierce warriors, but they live as one big family.

Onlar acımasız savaşçılar, ama büyük bir aile gibi yaşıyorlar.

Father of fire, fierce and wise, dragon blood shall once more rise.

Ateşin babası, acımasız ve alim. Ejderha kanı bir kez daha yükselecek.

Click to see more example sentences
fierce sert

Why not a bear or a tiger? Something more fierce.

Neden bir ayı ya da kaplan gibi daha sert bir şey değil?

We still looked fierce though, right?

Yine de sert görünüyorduk, değil mi?

I'm not brave like you. Ratty or strong and fierce like Badger.

Senin kadar cesur, veya Porsuk kadar güçlü ve sert değilim ben Fare.

Click to see more example sentences
fierce öfkeli

Holly Harper. Brave and proud and fierce and crabby.

Holly Harper cesur, gururlu, öfkeli ve huysuz

Quite a fierce and clever young lady.

Oldukça öfkeli ve akıllı bir bayan.

These men are fierce, savage, bloodthirsty, merciless.

O adamlar vahşi, öfkeli, kana susamış ve acımasızlar.

Click to see more example sentences
fierce ateşli

Father of fire, fierce and wise, dragon blood shall once more rise.

Ateşin babası, acımasız ve alim. Ejderha kanı bir kez daha yükselecek.

This dress is fierce.

Bu elbise çok ateşli.

fierce kızgın

An animal. Fierce creature with long claws and sharp teeth.

bir hayvan. kızgın bir yaratık keskin pençeleri ve uzun dişleriyle.

For Reid Janssen, winning isn't everything, it's the only thing, and the competition here is fierce.

Reid Janssen için kazanmak her şey değildir tek şeydir ve burada kızgın bir rekabet var.

fierce azılı

Gabby was a fierce competitor, but I could be too.

Gabby azılı bir rakipti, ama ben de olabilirdim.

fierce azgın

That is a fierce pussy.

Bu azgın bir dişi.