English-Turkish translations for figure:

figür · bulmak · rakam · yüz · şekil, şekillendirmek · düşünmek · şahsiyet · saymak, sayı · hal · sanmak · çözmek · resim · inanmak · rakamlı · mecaz · other translations

figure figür

This would be an adult, Possibly a white male. He might be an authority Figure to her.

Bu bir yetişkin olmalı muhtemelen beyaz bir erkek, onun için otoriter bir figür olabilir.

Anne Frank is a tragic figure.

Anne Frank trajik bir figür?

It's not weird 'cause they're historic figures.

Bu garip değil çünkü onlar tarihi figürler.

Click to see more example sentences
figure bulmak

All right, so whatever happens, we'll figure it out.

Tamam mı? Ne olursa olsun, bir yolunu buluruz.

We'll figure something out, okay?

Bir şey bulacağız, tamam mı?

I think Dawn figured this out before I did and now she's missing.

Sanırım Dawn bunu benden önce buldu. Ve şimdi o kayıp.

Click to see more example sentences
figure rakam

I figure Mike was working for her, same as me.

Ben Mike bana aynı, onun için çalışıyordu rakam.

Think of a really, really high figure.

Bu çok yüksek bir rakam düşünüyorum.

So you know the precise sales figures for me last album.

Bu nedenle kesin satış biliyorum benim için rakamlar son albüm.

Click to see more example sentences
figure yüz

So if you tell me there's a problem, then I figure there's a problem.

Bu yüzden bana bir sorun olduğunu söylersen, ben de bir sorun olduğunu düşünürüm.

Such a pretty face, a great figure and smart too.

Çok güzel bir yüz, harika bir vücut ve akıllı da.

Well, I figured she was tracking the beast, so I tracked her.

O canavarı takip ettiğini düşündüm, ben de bu yüzden onu takip ettim.

Click to see more example sentences
figure şekil, şekillendirmek

Somehow you figured now that he was here, things would be better.

Bir şekilde, onun şimdi burada olduğunu düşün, işler daha iyi olurdu.

Was there a little figure?

Küçük bir şekil var mıydı?

But we'll figure out something.

Ama bir şekilde hallederiz.

Click to see more example sentences
figure düşünmek

I figured that Neil Patrick Harris was a trustworthy guy.

Neil Patrick Harris'in güvenilir bir adam olduğunu düşünmüştüm.

I figured something like that.

Ben de öyle bir şey düşünmüştüm.

Maybe they figured you were too young.

Belki de çok genç olduğunu düşünüyorlar.

Click to see more example sentences
figure şahsiyet

He's a very important figure.

O çok önemli bir şahsiyet.

Your mom's a historical figure?

Annen tarihsel bir şahsiyet mi?

Is your mother a historical figure?

Annemi. Annen tarihsel bir şahsiyet mi?

Click to see more example sentences
figure saymak, sayı

The counselor is an important political figure and a very private person.

Sayın Danışman önemli bir siyasi figürdür ve çok özel biridir.

Give me a figure.

Bana bir sayı ver.

Black figures, black numbers, and dollar signs.

Siyah rakamlar, siyah sayılar, ve dolar işaretleri.

Click to see more example sentences
figure hal

I still can't figure out what went wrong with Giselle.

Ben hala Giselle ile neyin yanlış gittiğini anlamıyorum.

Still haven't figured it out?

Hala anlayamadın değil mi?

I figured out why Eric's still here.

Eric'in hala neden burda olduğunu anladım

Click to see more example sentences
figure sanmak

But you're so smooth I figured you were hiding something too.

Ama sen de o kadar kibarsın ki, sen de bir şey saklıyorsun sandım.

Oh, no, sir, I figured that you'd want to make the official visit.

Oh, hayır, efendim, sandım ki, siz resmi bir ziyaret yapmak istersiniz.

Figured you wanted to see me about something.

Beni bir şey için görmek istediğini sandım.

Click to see more example sentences
figure çözmek

Please, please give me a little time to figure this out.

Lütfen, lütfen, bunu çözmek için bana biraz zaman ver.

I need a little more time to figure this out, okay?

Bunu çözmek için biraz daha zamana ihtiyacım var, tamam mı?

And we've only got a few hours, to figure out where.

Ve nerede olduğunu çözmek için sadece bir kaç saatimiz var.

Click to see more example sentences
figure resim

Oh, no, sir, I figured that you'd want to make the official visit.

Oh, hayır, efendim, sandım ki, siz resmi bir ziyaret yapmak istersiniz.

I figured it had to be official.

Resmi bir şey olmalı diye düşündüm.

figure inanmak

Well, sir, this is a very, very fantastic figure.

Efendim, bu çok, çok inanılmaz bir ücret.

An amazing figure, very courageous and serene and visionary person.

İnanılmaz bir şahsiyet, çok cesur ve sakin ve vizyon sahibi bir kişi.

figure rakamlı

Something in the seven figures.

Yedi rakamlı bir şeyler.

For a whopping six figures?

Altı rakamlı maaş için mi?

figure mecaz

Me, too, but figuratively.

Ben de, ama mecazî olarak.