English-Turkish translations for fill:

dolmak, doldurmak · dolgu · dolusu, dolan · yapmak · doldurma · dolmuş · dolgulu · doyurmak · other translations

fill dolmak, doldurmak

She filled that form out three years ago when the cancer was first diagnosed.

O formu üç yıl önce kanser teşhisi ilk konduğu zaman doldurmuştu

And twice that to fill your empty head.

Senin boş kafanı doldurmak için de iki katı.

You wanna fill this up, partner?

Bunu doldurmak ister misin, ortak?

Click to see more example sentences
fill dolgu

No, we fill, put it there.

Hayır, biz dolgu, koy onu oraya.

Just a filling.

Sadece bir dolgu.

Forty dollars a filling.

Bir dolgu kırk dolara.

Click to see more example sentences
fill dolusu, dolan

A modern fighter jet is filled with cutting-edge tech and sensors

Modern bir jet uçağı son teknoloji ürünler ve sensörlerle doludur.

Her cells were filled with chloroform and adenosine triphosphate.

Hücreleri kloroform ve adenozin trifosfat ile doluymuş..

This temple was once filled with worshippers.

Bu tapınak bir zamanlar tapanlarla doluydu.

Click to see more example sentences
fill yapmak

Maybe we could do some research, find some more names to fill in.

Belki de biraz araştırma yaparız, doldurmak için birkaç isim daha buluruz.

In fact, I've filled out two, one for each interview I've had.

Aslında iki tane doldurdum. Yaptığım her görüşme için bir tane.

Yes, but she won't make hot, hot, flatbread filled with potato, no?

Değil mi? Evet, ama O, sıcak yapmaz, sıcak, patatesli gözlemedir değil mi?

Click to see more example sentences
fill doldurma

A broken neck, a bullet in his chest and enough blood to fill a bathtub.

Kırık bir boyun, göğsünde bir kurşun ve bir küveti doldurmaya yetecek kadar kan.

Years later, Rip, after intensive psychotherapy, started filling in the blanks.

Yıllar sonra, Rip, yoğun bir psikoterapiden sonra boşlukları doldurmaya başladı.

Eddie Kim somehow managed to fill the plane with poisonous snakes.

Eddie Kim bir şekilde uçağı,.. zehirli yılanlarla doldurmayı başarmış.

Click to see more example sentences
fill dolmuş

But don't worry, one day that hole will be filled with greatness.

Ama merak etme, bir gün o delik harikalarla dolmuş olacak.

fill dolgulu

Yeah, you got some, uh, buckwheat-fill you want to unload,

Evet sende buğday dolgulu var ve boşaltmak istiyorsun.

fill doyurmak

Vermicelli Soup isn't filling enough.

Şehriye çorbası yeteri kadar doyurucu değil.