English-Turkish translations for filling:

dolu · dolgu · doldurma · dolum · doyurucu · other translations

filling dolu

Imagine yourself in a place like this only it's filled with women, really beautiful women.

Kendini böyle bir yerde hayal et sadece kadınlarla dolu, gerçekten güzel kadınlar.

But it's a neighborhood filled with good people.

Ama orası da iyi insanlarla dolu bir muhit.

This hospital is filled with radiation.

Bu hastane radyasyonla ile dolu.

Click to see more example sentences
filling dolgu

No, we fill, put it there.

Hayır, biz dolgu, koy onu oraya.

Just a filling.

Sadece bir dolgu.

Forty dollars a filling.

Bir dolgu kırk dolara.

Click to see more example sentences
filling doldurma

A broken neck, a bullet in his chest and enough blood to fill a bathtub.

Kırık bir boyun, göğsünde bir kurşun ve bir küveti doldurmaya yetecek kadar kan.

Years later, Rip, after intensive psychotherapy, started filling in the blanks.

Yıllar sonra, Rip, yoğun bir psikoterapiden sonra boşlukları doldurmaya başladı.

Eddie Kim somehow managed to fill the plane with poisonous snakes.

Eddie Kim bir şekilde uçağı,.. zehirli yılanlarla doldurmayı başarmış.

Click to see more example sentences
filling dolum

Well, everyone has a creamy filling, Eric.

Herkesin kaygan bir dolum noktası var Eric.

Water casks ready for filling, sir.

Su varilleri doluma hazır efendim.

Water casks ready for filling?

Su varilleri doluma hazır mı?

filling doyurucu

Vermicelli Soup isn't filling enough.

Şehriye çorbası yeteri kadar doyurucu değil.