English-Turkish translations for find:

bulmak · bulma · kendini bulmak · öğrenmek · bulunmuş şey · bakmak · arayıp bulmak · bulgu · buluş · anlamak · karar · keşif · sonuç · buluntu · sağlamak · other translations

find bulmak

Do you know how hard it is for a woman to find a good husband in this town?

Bir kadın için iyi bir koca bulmak bu şehirde ne kadar zor biliyor musun?

Come on. Let's find him.

Gel hadi, bulalım onu.

Call me when you find something, okay?

Bir şey bulduğunda beni ara, tamam mı?

Click to see more example sentences
find bulma

There is another woman, and I'm going to find her.

Başka bir kadın var Ve ben onu bulmaya gidiyorum.

I guess there's only one way to find out.

Bunu bulmanın tek bir yolu var sanırım.

I'm trying to find something good.

İyi bir şeyler bulmaya çalışıyorum.

Click to see more example sentences
find kendini bulmak

Then go find yourself a job!

O zaman git kendine bir bul!

Find yourself someone nice.

Kendine daha hoş birini bul.

You got two weeks to find a new place. What?

Kendine yeni bir yer bulmak için iki haftan var.

Click to see more example sentences
find öğrenmek

You know it better than anybody else, and this is our chance to find out what that is.

Sen bunu herkesten daha iyi biliyorsun ve bunun ne olduğunu öğrenmek için bu bir şans.

Find out what happened and why.

Ne olduğunu ve neden olduğunu öğren.

Find out if she has a new boyfriend.

Yeni bir erkek arkadaşı var öğren.

Click to see more example sentences
find bulunmuş şey

She does so much for us, and we don't even know where to find her.

O bizim için bu kadar şey yapıyor, ve nerede olduğunu bile bilmiyoruz.

Later this afternoon, I'll find something and I'll call you.

Bu öğleden sonra bir şey bulacağım ve seni arayacağım.

But it's early in the morning I find something so beautiful.

Sabahın bu kadar erken saatinde bu kadar güzel bir şey bulmak.

Click to see more example sentences
find bakmak

Well, you know what, we'll find you a girl, all right?

Bak ne diyeceğim. Sana bir kız bulacağız, tamam mı?

Look, you find another one, I'll bring Michael in.

Bak, başka bir tane bul. Michael'ı getireyim.

Look, let's find Charlie first, okay?

Bak, önce Charlie'yi bulalım tamam mı?

Click to see more example sentences
find arayıp bulmak

Go and find him, then call me.

Git ve bul onu, sonra beni ara.

Find him, you call me.

Onu bul, beni ara o kadar.

Here's the deal. Find the number. Call Ben, please.

Olay şu; numarayı bul ve Ben'i ara lütfen.

Click to see more example sentences
find bulgu

Long and busy with some very interesting findings, particularly in the case of your victim.

Uzun ve bazı çok ilginç bulgular ile meşgul, özellikle de mağdur durumda içinde.

But committee member Charles Keating, appointed by President Nixon, fought to dismiss the findings.

Fakat Başkan Nixon tarafından atanan komite üyesi Charles Keating, bulguları yok etmek için savaştı.

This is a valuable archaeological find.

Bu değerli bir arkeolojik bulgu.

Click to see more example sentences
find buluş

But this could be a very important find.

Fakat bunlar çok önemli bir buluş olabilir.

This is a major find.

Bu büyük bir buluş.

As Thomas Jefferson said after a thousand years will be a valuable archaeological find.

Thomas Jefferson'ın dediği gibi bin yıl sonra değerli bir arkeolojik buluş olacak.

Click to see more example sentences
find anlamak

You take your sister and go and find somewhere safe to hide, you understand?

Kardeşini al ve git ve gizlenecek güvenli bir yer bul anladın mı?

What a relief to find a woman who understands that.

Bunu anlayan bir kadın bulmak ne kadar rahatlatıcı.

Sally Struthers told us where we'd find Marvin's parents!

Sally Struthers Marvin'in ailesini nerede bulacağımızı bize anlattı!

Click to see more example sentences
find karar

You made that decision, and I find that very, very interesting.

Bu kararı sen verdin, ve ben bunu çok, çok ilginç buluyorum.

That's why I decided long ago that I had to find a child.

Bu yüzden uzun zaman önce bir çocuk bulmaya karar verdim.

And I find myself forced to make a very difficult decision.

Ve ben kendimi çok zor bir kararı vermek zorunda buldum.

Click to see more example sentences
find keşif

Well, this is quite a find.

Bu oldukça iyi bir keşif.

He's quite a find.

O tam bir keşif.

Even without the elixir of life, finding Ambrosia would be a great historical discovery.

Yaşam iksiri olmasa bile, Ambrosia'yı bulmak büyük tarihi bir keşif olacaktır.

Click to see more example sentences
find sonuç

Okay, send me the results, and I'll see if I can find a match in the FBI database.

Tamam sonuçları gönder bana, ve ben de bakayım FBI veritabanında bir eşleşme var mı.

Then why don't you find me More favorable results, dostoyevsky?

O zaman neden daha tatmin edici sonuçlar bulmuyorsun Dostoyevski?

Consequently, Ward will know exactly where and whento find him.

Sonuç olarak Ward onu ne zaman ve nerede bulacağını bilecek.

find buluntu

Dr Roney, what actually makes this find so remarkable?

Doktor Roney, bu buluntuları bu kadar olağanüstü yapan şey nedir?

find sağlamak

But he suggested it might be a good idea, provided you didn't find me too repulsive, right?

Fakat onun önerdiği de iyi bir fikir olabilir, beni çok iğrenç bulmamanı sağladı, değil mi?