English-Turkish translations for finding:

bulan · bulma · bulgu · buluş · karar · keşif · sonuç · buluntu · other translations

finding bulan

Do you know how hard it is for a woman to find a good husband in this town?

Bir kadın için iyi bir koca bulmak bu şehirde ne kadar zor biliyor musun?

But I find this man.

Ama ben bu adamı buldum.

Where did you find that?

Sen nereden buldun bunu?

Click to see more example sentences
finding bulma

There is another woman, and I'm going to find her.

Başka bir kadın var Ve ben onu bulmaya gidiyorum.

I guess there's only one way to find out.

Bunu bulmanın tek bir yolu var sanırım.

I'm trying to find something good.

İyi bir şeyler bulmaya çalışıyorum.

Click to see more example sentences
finding bulgu

Long and busy with some very interesting findings, particularly in the case of your victim.

Uzun ve bazı çok ilginç bulgular ile meşgul, özellikle de mağdur durumda içinde.

But committee member Charles Keating, appointed by President Nixon, fought to dismiss the findings.

Fakat Başkan Nixon tarafından atanan komite üyesi Charles Keating, bulguları yok etmek için savaştı.

This is a valuable archaeological find.

Bu değerli bir arkeolojik bulgu.

Click to see more example sentences
finding buluş

But this could be a very important find.

Fakat bunlar çok önemli bir buluş olabilir.

This is a major find.

Bu büyük bir buluş.

As Thomas Jefferson said after a thousand years will be a valuable archaeological find.

Thomas Jefferson'ın dediği gibi bin yıl sonra değerli bir arkeolojik buluş olacak.

Click to see more example sentences
finding karar

You made that decision, and I find that very, very interesting.

Bu kararı sen verdin, ve ben bunu çok, çok ilginç buluyorum.

That's why I decided long ago that I had to find a child.

Bu yüzden uzun zaman önce bir çocuk bulmaya karar verdim.

And I find myself forced to make a very difficult decision.

Ve ben kendimi çok zor bir kararı vermek zorunda buldum.

Click to see more example sentences
finding keşif

Well, this is quite a find.

Bu oldukça iyi bir keşif.

He's quite a find.

O tam bir keşif.

Even without the elixir of life, finding Ambrosia would be a great historical discovery.

Yaşam iksiri olmasa bile, Ambrosia'yı bulmak büyük tarihi bir keşif olacaktır.

Click to see more example sentences
finding sonuç

Okay, send me the results, and I'll see if I can find a match in the FBI database.

Tamam sonuçları gönder bana, ve ben de bakayım FBI veritabanında bir eşleşme var mı.

Then why don't you find me More favorable results, dostoyevsky?

O zaman neden daha tatmin edici sonuçlar bulmuyorsun Dostoyevski?

Consequently, Ward will know exactly where and whento find him.

Sonuç olarak Ward onu ne zaman ve nerede bulacağını bilecek.

finding buluntu

Dr Roney, what actually makes this find so remarkable?

Doktor Roney, bu buluntuları bu kadar olağanüstü yapan şey nedir?