English-Turkish translations for fine:

iyi · güzel · çok · sorun · hoş · incecik, ince · küçük · mükemmel · rahat · âlâ · ceza · son · uygun · kaliteli · dikkatli · açık · duygulu · para cezası · narin · nefis · other translations

fine iyi

But now you're here, and everything will be fine!

Ama şimdi buradasın, ve her şey iyi olacak.

But you're gonna be fine, okay?

Ama iyi olacaksın, tamam mı?

Yes, this is a special hospital just for "fine" people.

Evet, bu iyi insanlar için özel bir hastane.

Click to see more example sentences
fine güzel

But I think you're a very fine, beautiful young woman.

Ama bence siz çok iyi, güzel bir genç bayansınız.

Well, that is just fine!

Bu sadece çok güzel!

That's all right, cause you're still fine, still fine.

Sorun yok, çünkü sen hala çok güzelsin, hala çok güzel.

Click to see more example sentences
fine çok

But I think you're a very fine, beautiful young woman.

Ama bence siz çok iyi, güzel bir genç bayansınız.

Oh, that's fine, really fine.

Bu çok iyi, gerçekten çok iyi.

I'm trying really hard to be fine, but I'm

İyi olmak için çok çabalıyorum, ama ben

Click to see more example sentences
fine sorun

That's fine, because I know what happened here.

Sorun değil, çünkü ben orada ne olduğunu biliyorum.

Don't worry about me, I'll be fine.

Beni merak etme, benim için sorun değil.

But fine, that's my business now.

Ama sorun değil, bu artık benim işim.

Click to see more example sentences
fine hoş

I'll be fine, honey, but that would be really nice.

İyi olacağım tatlım ama bu çok hoş olur.

You're probably part of that game, so fine.

Muhtemelen sen de bu oyunun bir parçasısın, ne hoş.

What a fine thing trust is!

Güven, ne hoş bir şey!

Click to see more example sentences
fine incecik, ince

There's a fine line between love and hate.

Aşk ve nefret arasında ince bir çizgi vardır.

But it's a fine line.

Ama bu ince bir çizgi.

That's a fine line, Ben.

Bu ince bir çizgi Ben.

Click to see more example sentences
fine küçük

A fine lady and a little thing called love.

Hoş bir bayan ve aşk denen o küçük şey.

That's a fine welcome, little sister.

Ne güzel bir karşılama küçük kardeşim.

A little box will be fine.

Küçük bir kafes iyi olur.

Click to see more example sentences
fine mükemmel

Fine. fine, you love her. that's great.

Güzel, güzel.. Sen onu seviyorsun. Bu mükemmel.

That's a fine idea, Mr. Howard.

Mükemmel bir fikir, Bay Howard.

But your heart works perfectly fine here on earth.

Ama kalbin burada dünyada gayet mükemmel çalışıyor.

Click to see more example sentences
fine rahat

Nothing Mom, everything is fine, just leave me alone right now please.

Hiçbir şey anne, her şey yolunda. Sadece biraz rahat bırak lütfen.

I'm fine. Leave me alone.

İyiyim ben, rahat bırak beni.

A shower, a comfortable bed, and a nice meal will do me fine.

Duş, rahat bir yatak ve hoş bir yemek bana uyar.

Click to see more example sentences
fine âlâ

Hey. I'm fine. I'm okay.

Pekâlâ, ben gayet iyiyim.

Okay, okay. All right. Fine.

Tamam, tamam, pekâlâ, iyi.

We're still fine, John.

Biz hâlâ iyiyiz, John.

Click to see more example sentences
fine ceza

But it was only a fine

Ama bu sadece bir ceza!

The fine is a hundred million dollars and your pants.

Para cezası yüz milyon dolar ve senin pantolonun.

You are fined one credit for violation of the verbal-morality statute.

Sözel ahlak kanununu çignediginiz için bir kredi ceza ödeyeceksiniz.

Click to see more example sentences
fine son

This is your last chance. Fine.

Bak, Bu senin son şansın.

Okay, for the last time, I'm fine.

Tamam, son defa söylüyorum. Ben iyiyim.

Fine, John, but this is, I swear to God, your last chance.

Tamam. Tamam John ama yemin ederim ki bu son şansın.

Click to see more example sentences
fine uygun

Yes, okay, that's fine.

Evet, tamam, bu uygun.

Tonight is fine.

Bu gece uygun.

Okay, fine. But only until we find him a suitable home.

Tamam, peki ama sadece ona uygun bir ev bulana kadar.

Click to see more example sentences
fine kaliteli

This is fine cheese, Bob.

Bu kaliteli bir peynir Bob.

This is fine leather!

Bu iyi kalite deri!

Fine, good quality.

İyi, birinci kalite.

Click to see more example sentences
fine dikkatli

We'll be more careful and we're gonna be fine!

Biraz daha dikkatli olacağız ve her şey yolunda gidecek!

Be careful. I'll be fine, don't worry.

Dikkatli ol Ben iyi olurum, endişelenme.

Fine. just be careful, ok?

Dikkatli ol yine de, tamam mı?

Click to see more example sentences
fine açık

Not the obvious choice, I admit. But they're a fine hospital, open to new things,

Belli bir seçim sayılmaz, kabul ediyorum ama iyi bir hastane, yeni şeylere açık.

Okay, fine. Fine, explain it to us then.

Pekala tamam, o zaman bize de açıkla.

Okay, fine, explain.

Tamam, peki, açıkla.

Click to see more example sentences
fine duygulu

Fine, sensitive girl like you.

Senin gibi duygusal, iyi bir kız.

So beautiful that piece of jewelry and so fine a sentiment the heart.

Ne kadar güzel bir mücevher ve ne kadar duygusal bir kalp.

Darling, whatever your emotional response is, is fine.

Hayatım, duygusal tepkin ne olursa olsun sorun değil.

Click to see more example sentences
fine para cezası

The fine is a hundred million dollars and your pants.

Para cezası yüz milyon dolar ve senin pantolonun.

Two year sentence and a fine.

İki yıl hapis ve para cezası.

fine narin

Yeah, a fine, thin blue line.

Evet, ince, narin, mavi bir çizgi.

fine nefis

Embalming is a fine art, Buzz.

Mumyalamak nefis bir sanat, Buzz.