English-Turkish translations for fire:

ateşli, ateş · yangın · ocak · ateş etmek, ateş etme · kovmak · itfaiye · yanma · yakmak · alev · atmak · atış · işten atmak · ateşe vermek · işten kovmak · bırakmak · çekmek · ateşlemek · od · patlatmak · şömine · yanmak · canlandırmak · ateş almak · işten çıkarmak · ısı · kıvılcım · ate · cehennem · kundakçı · yakacak · sıcaklık · other translations

We also found translations for word fire in Turkish.

fire ateşli, ateş

And then there will be a revolution, and our world will go down in blood and fire.

Ve sonra bir devrim olacak. O zaman dünyamız kan ve ateş içinde yok olacak.

There was smoke and fire.

Duman ve ateş vardı.

All fire and smoke.

Hepsi ateş ve duman.

Click to see more example sentences
fire yangın

There was a house fire, and the girl died, And you never told me anything about this.

Bir yangın çıktı ve kız öldü, ve sen bana bu konu hakkında hiç bir şey söylemedin.

A fire is a serious threat to the ship.

Yangın gemi için çok ciddi bir tehlike.

Lord Jesus, there's a fire.

Ulu Tanrım, yangın var.

Click to see more example sentences
fire ocak

Has he told you anything about that night, about the fire?

O gece, o yangın hakkında bir şey anlattı sana?

He's still fired, and you are going to jail.

O hala kovuldu, ve sen de hapse gidiyorsun.

Then count to five and open fire.

O halde beşe kadar say ve ateş aç.

Click to see more example sentences
fire ateş etmek, ateş etme

There was blood and fire and thunder and something awful was moving in the middle of it.

Kan, ateş ve şimşek vardı. Ve tam ortasında da korkunç bir şey hareket ediyordu.

They just started the fire.

Onlar ateş etmeye başladılar.

You only fired one shot.

Sadece tek el ateş ettin.

Click to see more example sentences
fire kovmak

I finally do something right for Frank, and I get fired.

Sonunda Frank için doğru bir şey yaptım ve kovuldum.

Either he quit or was fired a few years back.

Bir kaç yıl önce ya istifa etmiş, ya da kovulmuş.

Fire me again.

Beni yine kov.

Click to see more example sentences
fire itfaiye

What kind of fire department is this?

Bu ne çeşit bir itfaiye departmanı?

There's a fire truck down there.

Aşağıda bir itfaiye arabası var.

There's a fire truck.

İşte bir itfaiye arabası.

Click to see more example sentences
fire yanma

A couple and a man died in a fire last night.

Dün gece evli bir çift ve bir adam yanarak öldü.

There's a good fire going, I'm all right,

İçeride iyi bir ateş yanıyor. Ben iyiyim.

Quite a fire in you!

İçinde bir ateş yanıyor!

Click to see more example sentences
fire yakmak

You light a fire here.

Burada bir ateş yak.

Please light the fire for me.

Lütfen bu ateşi benim için yak.

Light the fire now!

Şimdi yak şu ateşi!

Click to see more example sentences
fire alev

The good news is, there's no fire, right?

İyi haberler, alev falan yok, değil mi?

If a fire destroyed these buildings, why are there so few flames?

Eğer bu binaları bir ateş yok ettiyse neden çok az alev var?

Jan, I'm afraid you've earned a day in the fire chamber for tattling on your brother.

Jan, korkarım ki sen de alev odasında bir gün kazandın. kardeşini ispiyonladığın için.

Click to see more example sentences
fire atmak

Did you fire that shot?

Bu atışı sen mi yaptın?

Your father fired me.

Baban beni işten attı.

That's why she was fired.

Bu yüzden işten atıldı.

Click to see more example sentences
fire atış

As you and the people saw today, neither the army nor the armed forces fired a single shot,

Bugün sizin ve insanların gördüğü gibi, ne ordu ne de silahlı kuvvetler tek bir atış yapmamışlardır.

Lt. Harris, report immediately to the firing range.

Teğmen Harris derhal atış poligonuna rapor verin.

Ready for firing sequence.

Sırayla atış için hazır.

Click to see more example sentences
fire işten atmak

Jason was fired this morning.

Jason bu sabah işten atıldı.

Your father fired me.

Baban beni işten attı.

Vincent, you were fired.

Vincent, seni işten attılar.

Click to see more example sentences
fire ateşe vermek

Give the order to open fire.

Ateş açmak için emir verin.

Not once did he let me fire it.

Kez değil o bana ateş izin vermedi.

And therefore, only I will give the order to fire!

Ve bu yüzden, sadece ben ateş emrini verebilirim!

Click to see more example sentences
fire işten kovmak

I got fired a month ago.

Bir ay önce işten kovuldum.

I got fired this morning.

Bu sabah işten kovuldum.

I got fired last week.

Geçen hafta işten kovuldum.

Click to see more example sentences
fire bırakmak

No fire, don't leave no sign.

Ateş yok! İz bırakmak yok!

Release us immediately, or we will open fire.

Hemen bizi serbest bırak yoksa ateş açacağız.

Were you fired or did you quit?

Kovuldun mu yoksa işi sen mi bıraktın?

Click to see more example sentences
fire çekmek

Stand back, or we'll fire!

Geri çekil yoksa ateş edeceğiz!

I had a shots fired call.

Ben bir çekim çağrı ateş vardı.

But there wasn't any shots fired at this address.

Fakat değildi ateş herhangi bir çekim bu adreste.

Click to see more example sentences
fire ateşlemek

And I have already fired mine

Ve ben benimkini zaten ateşledim

It fires an electrical current.

Bu elektrik akımı ateşler.

Fires burning and silence.

Yanan ateşler ve susuyorlar

Click to see more example sentences
fire od

One room fire.

Bir oda yandı.

Jan, I'm afraid you've earned a day in the fire chamber for tattling on your brother.

Jan, korkarım ki sen de alev odasında bir gün kazandın. kardeşini ispiyonladığın için.

The rain room has fire.

Yağmur odasında ateş var.

Click to see more example sentences
fire patlatmak

Hey, an ammonia explosion like that produces very little fire.

Bunun gibi bir amonyak patlaması azımsanamayacak bir yangın çıkarır.

Pat, there's a fire hydrant!

Pat, yangın musluğu var!

Black Fire Blast!

Kara Ateş Patlaması!

Click to see more example sentences
fire şömine

I'm gonna find a nice snow-covered chalet warm little woman, crackling fire, and ski.

Güzel bir dağ kulübesi bulacağım Küçük sıcak bir kadın, şömine ateşi, ve kayak.

The shop is chilly. And there is a fire here.

Dükkan çok soğuk ve burada bir şömine var.

But the fire is so delightful

Ama şömine ateşi çok hoş

Click to see more example sentences
fire yanmak

Fire angry, forest burn for many days.

Ateş kızgın, orman çok günler yanmak.

His wrath burns like fire.

Gazabı yangın gibi yanar.

But this door, this door closes, sealing the room, and the fire smoulders down.

Ama bu kapı, kapı kapanır, odayı mühürler ve yangın için için yanar.

Click to see more example sentences
fire canlandırmak

But the most troubling thing is the Sullivan house fire.

Ama en can sıkıcı şey Sullivan evindeki yangın.

I'm a firing machine, honey.

Ben bir kovma makinesiyim, canım.

Vegetation supplied a second crucial ingredient for fire.

Bitki örtüsü ateş için ikinci bir can alıcı bileşen sağladı.

Click to see more example sentences
fire ateş almak

By wood and stone, wind and fire, land and water, I bring you in.

Ağaç ve taş, rüzgar ve ateşle ve toprak ve suyla seni alıyorum.

I did smell a fire.

Bir ateş kokusu aldım.

I repeat, I'm taking fire.

Tekrar ediyorum, Ateş alıyorum.

fire işten çıkarmak

Company fired you a year ago, did you find a new job?

Şirket sizi bir yıl önce işten çıkardı, bir bulabildiniz mi?

Mr. sam has fired Jigar.

Bay Sam Jigar'ı işten çıkardı.

Abdu's been fired, he's unemployed.

Abdu işten çıkarıldı, o bir işsiz.

fire ısı

Twin gas-propelled grappling spears and triple-explosive, heat-seeking, fire-and-forget rockets.

Gaz iticili kancalı mızraklar üçlü patlayıcılar, ısı güdümlü ve akıllı füzeler.

Now, these fire heat-seeking air-to-air missiles.

Şimdi, bunlar ısı izleyicili havadan havaya füzeler.

Fire retardant, nullifies heat detection.

Ateşe dayanıklı, ısı çıkısını sıfıra indiriyor.

fire kıvılcım

And in almost no time, that spark turned into a roaring fire.

Ve neredeyse hiçbir zaman, bu kıvılcım büyük bir aleve dönüşmüyordu.

It's a sparking fire

Bu bir yangının kıvılcımı

fire ate

Bring me fire!

Bana ates getirin

He's a fire warrior!

O bir ates savasçisi!

fire cehennem

Bloody hell fire.

Lanet cehennem ateşi.

The lady outside fire-and-brimstoning, she with you?

Bayan cehennem ateşinin dışında, sizinle mi?

fire kundakçı

Three weeks ago, this serial arsonist escalated into a serial killer whose weapon is fire.

Üç hafta önce bu seri kundakçı, ateşle öldüren bir seri katile dönüştü.

Vandals and amateur arsonists literally set hundreds of fires.

Vandallar ve amatör kundakçılar yüzlerce yangın çıkarıyor.

fire yakacak

I needed a place to fire ceramic semiconductor substrates for homemade integrated circuits.

Ev yapımı tümleşik halkalar yapmak için yarı iletken seramik tabakalarımı yakacak bir yere ihtiyacım vardı.

fire sıcaklık

There's warmth but there's no fire, no sunlight.

Sıcaklık var ama ateş yok, güneş ışığı yok.