English-Turkish translations for fish:

balık · tutmak · balık tutmak · balıkçı · balık eti · balıkçılık · adam · balığa çıkmak · araştırmak, aramak · avlamak · balık avlamak · bulup çıkarmak · other translations

fish balık

And always remember, my brother: one fish, two fish, red fish, blue fish.

Ve her zaman hatırla kardeş: Bir balık, iki balık, kırmızı balık, mavı balık.

And, boy, that's the biggest fish story I ever heard.

Ve bu da benim duyduğum en büyük balık hikayesi.

Man, this ain't no fish.

Adamım, o bir balık değil.

Click to see more example sentences
fish tutmak

Something tells me that this isn't a very good day for fishing, Arthur.

Arthur, içimden bir ses "bugün balık tutmak için iyi bir gün değil" diyor.

It's the best spot for fishing.

Balık tutmak için en iyi bölge.

About the fishing tomorrow, Dad

Yarın ki balık tutmak için, Baba

Click to see more example sentences
fish balık tutmak

Something tells me that this isn't a very good day for fishing, Arthur.

Arthur, içimden bir ses "bugün balık tutmak için iyi bir gün değil" diyor.

Great day to be out fishing.

Balık tutmak için harika bir gün.

You wanna go fishing, right, Phil?

Balık tutmak istiyorsun, değil mi Phil?

Click to see more example sentences
fish balıkçı

Claire, this is not a weapon, it's a fishing knife.

Claire, bu bir silah değil, basit bir balıkçı bıçağı.

It's a fishing boat.

Bu bir balıkçı teknesi.

The fishing hat means leave me alone!

Balıkçı şapkası beni rahat bırakın demektir!

Click to see more example sentences
fish balık eti

In that case would you like to fight for that last fish?

Bu durumda şu son balık için kavga etmek ister misin?

And I was just praying, "Please, God, let me catch one fish.

Ve ben de dua ediyordum, "Lütfen, Tanrım, bir balık tutmama izin ver".

We got canned fruits and vegetables canned fish and meats, hot and cold cereals.

Meyve, sebze konserveleri var ayrıca, balık, et ve her çesit tahıl ürünleri.

Click to see more example sentences
fish balıkçılık

Listen, thanks for the fishing lesson.

Dinle, balıkçılık dersi için teşekkürler.

Yeah, well, that's fishing, baby.

Evet, bu balıkçılık, bebeğim.

What about fishing?

Peki ya balıkçılık?

Click to see more example sentences
fish adam

That would be a really big fish and a very strong guy.

Buna acayip büyük bir balık ve çok güçlü bir adam gerekirdi.

This man lived inside of a fish for three days?

Bu adam balığın içinde üç gün yaşadı?

And this man worked on a fishing boat.

Ve bu adam bir balıkçı teknesinde çalışıyordu.

Click to see more example sentences
fish balığa çıkmak

Last week it was some guy out fishing and a young couple.

Geçen hafta balığa çıkan bir adam ve genç bir çiftmiş.

He's a fish out of water Lion out of the jungle

O sudan çıkmış bir balık Ormandan çıkmış bir aslan

Let's go fishing then, Stella.

Balığa çıkalım o zaman, Stella.

Click to see more example sentences
fish araştırmak, aramak

But by the way, was it chicken Or fish for the wedding?

Ama bu arada, düğün için tavuk mu yoksa balık olsun?

There's a feeling between man and fish a bond an intimate connection between fish and fisherman.

İnsanlar ve balıklar arasında bir duygu vardır. Bir bağ, balık ve balıkçı arasında samimi bir yakınlık.

You got tension between fish Mooney and the cops.

Fish Mooney ve polisler arasında da husumet var.

Click to see more example sentences
fish avlamak

He caught a big fish.

Büyük bir balık avlamış.

It's for shark fishing.

O köpekbalığı avlamak için.

The first opportunity to fish.

Balık avlamak için ilk fırsat.

Click to see more example sentences
fish balık avlamak

He caught a big fish.

Büyük bir balık avlamış.

The first opportunity to fish.

Balık avlamak için ilk fırsat.

Nice fishing out there.

Orada balık avlamak güzel.

Click to see more example sentences
fish bulup çıkarmak

My grandfather fished her out.

Büyükbabam bulup çıkardı onu.