English-Turkish translations for fix:

tamir etmek · düzeltmek · sabit · halletmek · yapmak · yerleştirmek · vermek · düzeltme · ayarlamak · hazırlamak · takmak · düzenlemek · belirlemek · oturtmak · onarmak · saptamak · other translations

fix tamir etmek

So I'm gonna have to pay a fortune to fix it.

Bu yüzden onu tamir etmek için bir servet ödeyeceğim.

You can't fix everything!

Her şeyi tamir edemezsin!

Maybe we could fix it.

Belki onu tamir edebiliriz.

Click to see more example sentences
fix düzeltmek

Well, then that means we're not even, and there's only one very unfortunate way to fix that.

O zaman biz bile değiliz anlamına gelir ve bu düzeltmek için tek bir çok talihsiz bir yolu var.

It's not too late to fix things with Jerry.

Jerry ile aranı düzeltmek için çok geç değil.

There's still time to fix this.

Bunu düzeltmek için hala zaman var.

Click to see more example sentences
fix sabit

This is a fixed point, this must happen, this always happens.

Bu sabit bir nokta, gerçekleşmek zorunda, bu her zaman böyle oluyor.

You have a fixed salary, a good job.

Senin sabit ve iyi bir işin var.

Fixed body and the face towards you?

Vücut sabit ve yüzüm size doğru?

Click to see more example sentences
fix halletmek

I'm here now, and I shall fix everything.

Artık ben buradayım ve her şeyi halledeceğim.

Yeah, a fire will fix everything.

Evet, ateş her şeyi halleder.

I'm gonna fix this, okay?

Bunu halledeceğim, tamam mı?

Click to see more example sentences
fix yapmak

I'm gonna fix it 'cause you certainly don't know what you're doing.

Ben tamir edeceğim çünkü belli ki ne yaptığını sen de bilmiyorsun.

I'll fix you some coffee and a sandwich.

Sana biraz kahve ve bir sandviç yapayım.

You made a mistake. Fix it.

Bir hata yaptın, telafi et.

Click to see more example sentences
fix yerleştirmek

I'm gonna fix you something to eat.

Sana yemek için bir şeyler hazırlayayım.

Why don't you come over tonight and I'll fix you supper?

Bu akşam bana gel de sana akşam yemeği hazırlayayım.

I'll fix it for you after dinner.

Ben de yemekten sonra tamir ederim.

Click to see more example sentences
fix vermek

Jeremy gave me money to fix it.

Jeremy tamirat için bana para verdi.

Fix it or give me another one.

Ya tamir edin ya da başka verin.

Gwen will fix you some supper, Dad.

Gwen sana biraz yemek verecek, baba.

Click to see more example sentences
fix düzeltme

That's a great fix.

Bu harika bir düzeltme.

What, Captain? In a fix?

Ne, Yüzbaşı? bir düzeltme mı?

And we have committed ourselves to fixing it.

Ve biz de kendimizi bunu düzeltmeye adadık.

Click to see more example sentences
fix ayarlamak

That's why he arranged the first fix, right?

Bu yüzden ilk şikeyi ayarladı değil mi?

I think Pam fixed him a plate.

Sanırım Pam ona bir tabak ayarladı.

Father has fixed everything.

Babam her şeyi ayarladı.

Click to see more example sentences
fix hazırlamak

And then fix him some dinner.

Sonra ona akşam yemeği hazırla.

Go and fix Miss Pearl a hot breakfast.

Git ve Bayan Pearl için kahvaltı hazırla.

Tommy, uh, fix a plate for, uh

Tommy, şey için de bir tabak hazırla.

Click to see more example sentences
fix takmak

First wave, fix bayonets.

İlk dalga, süngü tak.

Third wave, fix your bayonets!

Üçüncü dalga, süngü tak!

Fix bayonets, first wave.

Süngü tak, ilk dalga.

Click to see more example sentences
fix düzenlemek

Your father has fixed everything.

Baban her şeyi düzenledi..

Alright, fix an appointment with himl Thank you, sir.

Pekala, onunla görüşme düzenleyin. Teşekkür ederim, efendim.

fix belirlemek

Skanko and Leanne fixed date.

Skanko ve Leanne tarih belirledi.

fix oturtmak

Oh, honey, sit down, we can fix it later.

Oh, tatlım, yerine otur, sonra tamir ederiz.

fix onarmak

Lots of things need fixing.

Bir çok şeyin onarılması lazım.

fix saptamak

Locate precise code-fix on doctor's conveyance.

Aracin yerini saptamak in kodunu sabitle.