English-Turkish translations for flat:

düz · daire · patlak · düz olarak · patlak lastik · bemol · yassı · düz yüzey · dümdüz · düzlük · düz şey · boş · bütünüyle · apartman dairesi · tatsız · tekdüze · açık olarak · other translations

flat düz

This place is so flat, it's almost too easy.

Bu yer çok düz, neredeyse çok kolay.

Time is a flat circle.

Zaman, düz bir çemberdir.

Joe Frazier, the heavyweight champion of the world, clumsy, ugly, flat-footed Joe Frazier.

Joe Frazier, Dünya Şampiyonu olacakmış. Çirkin, düz taban Joe Frazier.

Click to see more example sentences
flat daire

This is a very nice flat. Don't you think?

Bu çok güzel bir daire öyle değil mi?

I've found a flat for us.

Bizim için bir daire buldum.

There was never a flat here.

Burada asla bir daire olmadı!

Click to see more example sentences
flat patlak

It's just a flat, Ray.

Sadece bir patlak, Ray.

Hey, here's a flat. Fix it, okay?

Hey, işte sana patlak bir lastik.

It's not flat.

Bu patlak değil.

Click to see more example sentences
flat düz olarak

Then why was I able to write in the flat tire?

O zaman neden ben düz lastik yazmak mümkün oldu?

Just in our old flat, actually.

Sadece bizim eski düz olarak aslında.

I think that dough is flat enough.

Bence hamur yeteri kadar düz oldu.

Click to see more example sentences
flat patlak lastik

I'll bring you justice instead of a flat tire.

Sana patlak bir lastik yerine adalet getireceğim.

Hey, here's a flat. Fix it, okay?

Hey, işte sana patlak bir lastik.

What about the flat tire?

Patlak lastik ne olacak?

Click to see more example sentences
flat bemol

B flat tonight, F sharp tomorrow.

Bu gece B bemol, yarın F diyez.

Crotchet G, pause for a quaver, repeat G quaver, then E flat on the downbeat.

Dörtlük sol, sekizlik es, tekrar dörtlük sol ardından ölçünün ilk vuruşunda, mi bemol.

Guys, "East Harlem Shakedown," E flat?

Beyler, "Doğu Harlem Denemesi" Mi Bemol.

Click to see more example sentences
flat yassı

Poor flat bastard.

Zavallı yassı piç.

It's a flat tire. Please, stay on the bus.

Bu yassı bir lastik, Lütfen, otobüste bekleyin.

It's a big, flat noodle.

Büyük, yassı erişte işte.

Click to see more example sentences
flat düz yüzey

I need a flat surface.

Düz bir yüzey lazım bana.

We need like a flat surface.

Düz bir yüzeye ihtiyacımız var.

Flat, shiny surface, mate.

Düz parlak bir yüzey

Click to see more example sentences
flat dümdüz

No pulse Been flat

Nabız yok Dümdüz oldu.

Everybody smashed flat

Herkes dümdüz olacak!

Flat and taut.

Dümdüz ve gergin.

Click to see more example sentences
flat düzlük

Climbing? That mountain looks flat.

Tırmanırken mi? bu dağ düzlük gibi görünüyor.

Hangman's Flats, Hassayampa.

Cellat Düzlükleri, Hassayampa.

flat düz şey

No, no, the thing's flat.

Hayır yok, düz bir şey.

Found a flat gray rock with a hollowed-out space under it and nothing there.

Düz bir gri kayanın altında içi boş bir oyuk bulduk. Başka bir şey yoktu.

flat boş

Found a flat gray rock with a hollowed-out space under it and nothing there.

Düz bir gri kayanın altında içi boş bir oyuk bulduk. Başka bir şey yoktu.

A flat grey rock with a hollowed-out space under it and nothing there.

Altında bir oyukla yarıya kadar kaldırılmış gri bir kaya ve oyuk da boştu.

flat bütünüyle

You have complete control, flat-foot.

Bütün kontrol sende, düztaban cüce.

All this off of playing in B-flat?

Bütün bunlar si bemolde mi çalınıyor?

flat apartman dairesi

A flat somewhere.

Bir apartman dairesi.

flat tatsız

This is flat!

Bu çok tatsız!

flat tekdüze

Life's very flat.

Hayat çok tekdüze.

flat açık olarak

That's a vicious, flat-out, bold-faced lie and you know it!

Bu ahlaksızca, açıkça, küstahça bir yalan olduğunu biliyorsun!