English-Turkish translations for flaw:

kusurlu, kusur · hata · zayıf · çatlak · açık · eksiklik · aksaklık · other translations

flaw kusurlu, kusur

This is a genetic flaw.

Bu genetik bir kusur.

You know what your one flaw is, Gabriel?

Senin tek kusurun ne biliyor musun Gabriel?

God gave us these flaws, and something I learned He doesn't see them as flaws.

Bize bu kusurları Tanrı verdi, ve öğrendiğim bir şey var ki o bunları kusur olarak görmüyor.

Click to see more example sentences
flaw hata

That seems like a pretty serious design flaw, don't you think?

Bu bayağı ciddi bir dizayn hatası gibi duruyor, sence de öyle değil mi?

Paul is right, being a woman has a fatal flaw.

Paul haklı aslında, kadın olmak ölümcül bir hata.

This whole bloody system is flawed.

Tüm bu kanlı sistem hatalı.

Click to see more example sentences
flaw zayıf

Thin man has the resources, but it's flawed.

Zayıf Adam'ın kaynakları var, ama çok kusurlu.

Flawed, weak, organic.

Kusurlu, zayıf, organik.

You were flawed, weak, malleable.

Sen incinmiş, zayıf ve uysaldın.

flaw çatlak

You're a flawed man, Frank.

Sen çatlak bir adamsın, Frank.

You're just a flawed man with a big old butthole.

Sen sadece koca bir göt deliği olan çatlak bir adamsın.

flaw açık

Every system has a flaw.

Her sistemin bir açığı vardır.

It's clear that the six man, side-by-side lineup is intrinsically flawed.

Açık bir şekilde altı adamın, yan yana dizilmesi kusurlu.

flaw eksiklik

It's a persuasive theory but there is a fundamental flaw.

Bu ikna edici bir teori ama temel bir eksiklik var.

flaw aksaklık

Flaws are inevitable for a new invention.

Aksaklıklar, yeni bir icat için kaçınılmazdır.