English-Turkish translations for flow:

akış · akı, akıcılık, ak, akın, akmak · akar · akım · akıntı · dolaşmak · akıcı olmak · other translations

flow akış

This mysterious phenomenon is known as dark flow.

Bu gizemli fenomen, "karanlık akış" olarak biliniyor.

Isn't this creative flow?

Bu yaratıcı akış değil mi?

Oxygenated and de-oxygenated blood mix, the rough flow causes a clot, explains the heart and head.

Oksijenli ve oksijensiz kanların karışımı pürüzlü akış bir pıhtıya sebep oldu. Kalp ve başı açıklar.

Click to see more example sentences
flow akı, akıcılık, ak, akın, akmak

Salt is similar to ice because it's soft and plastic, which is why it flows.

Tuz buza benziyor çünkü yumuşak ve plastik, bu yüzden o da akıyor.

My blood will flow as red as yours.

Benim kanım da sizinki gibi kırmızı akacak.

Innocent blood flows and will continue to flow.

Masum kanı akmakta ve öyle de devam edecek.

Click to see more example sentences
flow akar

The river flows so slowly Flows and flows and flows.

Nehir akar çok yavaşça. Akar, akar ve akar.

They flow towards me.

Onlar bana doğru akar.

Through the park, tree-bordered, green-banked, the Avon flows, a small and placid stream.

Parkta bir uçtan bir uca ağaçlarla sınırlanmış, yeşillere boyanmış küçük ve durgun akıntılı Avon Nehri akar.

Click to see more example sentences
flow akım

There is a minor flow problem.

Küçük bir akım problemi var.

Oxygenated and deoxygenated blood mix, The rough flow causes a clot, explains the heart and head.

Oksijenli ve oksijensiz kan karışıyor girdaplı akım pıhtıya neden oluyor, kalp ve beyni açıklıyor.

Left coronary flow looks normal.

Sol koroner akım normal görünüyor.

Click to see more example sentences
flow akıntı

With a woman it's all in one flow like a stream.

Ama bir kadın için, her şey bir akıntı gibi devamlıdır.

Larry, without your kinematic flow mapping, we wouldn't know where to drop these buoys.

Larry, senin devimbilimsel akıntı eşleştirmen olmadan, bu şamandıraları nereye bırakacağımızı bilemezdik.

I'm reading a nitrogen-oxygen flow behind that calcite formation.

O kelkit oluşumunun arkasında bir nitrojen-oksijen akıntısı kaydediyorum.

Click to see more example sentences
flow dolaşmak

The holy spirit is flowing through this hellhole, Dean.

Kutsal ruh bu cehennem çukurunda dolaşıyor, Dean.

I feel fulfilled now like a flowing river.

Şu an, akan bir nehir gibi doluyum.

His blood, but flowing in my veins.

Onun kanı ama benim damarlarımda dolaşıyor.

Click to see more example sentences
flow akıcı olmak

I'll tell you where, someplace warm a place where the beer flows like wine, where beautiful women instinctively flock like the salmon of Capistrano.

Nereye olduğunu sana söyleyeyim sıcak bir yere biranın şarap gibi aktığı bir yere güzel kadınların som balıkları gibi üşüştüğü bir yere.

If your chi-flow can be channelled, then you will be invincible!

Eğer vücudundaki chi akışını yönlendirebilirsen o zaman yenilmez olacaksın!