English-Turkish translations for focus:

odaklanmak, odaklamak · odak · odaklı · focus · odak noktası · other translations

focus odaklanmak, odaklamak

another account that I have to focus on for the next few days.

Ben önümüzdeki birkaç gün için odaklanmak zorunda başka bir hesap.

No, but this guy, he's only focused on one commodity cocoa.

Tamam ama bu adam, yalnızca tek bir ürüne odaklanmış, o da kakao.

Focus is my middle name.

Odaklanmak benim göbek adım.

Click to see more example sentences
focus odak

Good evening, and welcome to In Focus.

İyi akşamlar ve Odak Noktasına hoş geldiniz.

The intensity keeps Ma di Tau focused perhaps too focused.

Bu gerilim Ma di Tau'yu odakta tutuyor. belki de fazla odaklanmış.

Put together a focus group, okay?

Bir odak grubu oluştur, tamam mı?

Click to see more example sentences
focus odaklı

I guess I'm just a little more focused now.

Ben şimdi sadece biraz daha odaklı öyleyim.

Just, I've never seen someone this focused before.

Daha önce bu kadar işine odaklı birini görmemiştim.

But like you, my heart was not focused.

Ama kalbim senin gibi pek odaklı değildi.

Click to see more example sentences
focus focus

Your boyfriend owned a silver Ford Focus.

Erkek arkadaşının gümüş bir Ford Focus'u var.

There's a silver Ford Focus parked down this street.

Sokakta park edilmiş gümüş bir Ford Focus var.

There's our silver Ford Focus.

İşte gümüş Ford Focus'umuz.

Click to see more example sentences
focus odak noktası

Good evening, and welcome to In Focus.

İyi akşamlar ve Odak Noktasına hoş geldiniz.

So that's his prime focus.

Bu onun esas odak noktası.

Hunger remains primary focus.

Açlık temel odak noktası.

Click to see more example sentences