English-Turkish translations for food:

yemek · yiyecek · gıda · yemekli · besin · lezzet · erzak · yem · beslenme · mama · other translations

food yemek

I'm not exactly sure, but we have enough food and water for three months.

Tam emin değilim ama üç ay yetecek kadar yemek ve suyumuz var.

And there's a nice lady that brings me my food,

Ve bana yemek getiren hoş bir bayan var.

Uh, where's the damn food?

Nerede bu lanet yemek?

Click to see more example sentences
food yiyecek

There's enough food and water to live in here for almost two weeks without having to come out.

Burada yaşamak için yeterince yiyecek ve su var. Dışarı çıkmadan neredeyse iki hafta yeter.

So you got any food in there?

Yiyecek bir şeyler var burada?

May she bring him a change of clothes and some food?

Ona bir kaç kıyafet ve biraz yiyecek getirebilir mi?

Click to see more example sentences
food gıda

Is it just me, or is this food incredible, right?

Bu, sadece benim veya bu gıda inanılmaz, değil mi?

Don't worry, it's just water and food coloring.

Merak etme, Bu sadece su ve gıda boyası.

The Keeper finds a suitable couple and, using food additives, we induce a chemical pregnancy.

Koruyucu uygun bir çift bulur gıda katkı maddeleri kullanarak kimyasal gebelik elde ederiz.

Click to see more example sentences
food yemekli

Shut up and eat your food.

Kes sesini ve yemeğini ye.

Hey, D, go ahead and eat your food.

Hey, D, devam et ve yemeğini ye.

They better have food up there.

Onların daha iyi yemekleri vardır.

Click to see more example sentences
food besin

Question is, is he at the top of the food chain, or is there something else?

Soru şu, besin zincirinin en büyük halkası o mu, yoksa başka bir şey mi var?

Maybe it's the angel food cake.

Belki bu melek besini kek olabilir.

Then I'll feed it. Where's the plant food?

O zaman ben beslerim. bitki besini nerede.

Click to see more example sentences
food lezzet

The food is delicious, Tony.

Yemek çok lezzetli Tony.

I have never eaten food as delicious as this.

Daha önce hiç bu kadar lezzetli yemek yemedim.

This Italian food tastes so good.

Bu İtalyan yemeği çok lezzetli.

Click to see more example sentences
food erzak

And you definitely came here for food and supplies and to find a wife.

Buraya kesinlikle yiyecek ve erzak için geldin Bir de bulmak için.

Yeah, but no food.

Evet ama erzak yok.

Maybe they brought food and supplies.

Belki de yiyecek ve erzak getirmiştir.

Click to see more example sentences
food yem

This is fish food?

Balık yemi mi bu?

It's like fish food.

Aynı balık yemi gibi.

Yes. They'll make fine fish food.

Evet, iyi balık yemi olurlar.

Click to see more example sentences
food beslenme

We thank You for food and nourishment.

Sana yemek ve beslenme için teşekkür ederiz.

So much for macrobiotic food!

Bu kadar makrobiyotik beslenme yeter!

Food food is the only beautiful thing that truly nourishes.

Yiyecek yiyecek tek güzel şeydir, gerçekten bizi besleyen

Click to see more example sentences
food mama

She also wants food for her cat.

Ayrıca kedisi için mama da istiyor.

Duct tape and dog food bags.

Koli bandı ve köpek mamaları.

Yet, cat food's full of tuna.

Ancak kedi mamaları ton balığı dolu.