English-Turkish translations for fool:

aptallar, aptal · salak · ahmak · kandırmak · budala · deli · soytarı · aptallık · akılsız · oynatmak · gerizekalı · şaka yapmak · yanıltmak · oyalanmak · other translations

fool aptallar, aptal

You have a wife, a son, and your life ahead of you and you're wasting your time here like a fool!

Bir karın, bir oğlun ve önünde yaşanacak bir hayatın var ama sen bir aptal gibi zamanını burada harcıyorsun!

I'm not a fool, emily.

Ben aptal değilim Emily.

That's a very generous offer, and we would be fools not to accept it.

Bu çok cömert bir teklif. Biz de bunu reddedecek kadar aptal değiliz.

Click to see more example sentences
fool salak

But you know something, somewhere out there there's another fool.

Sana bir şey diyeyim mi, dışarıda bir yerde bir salak daha var.

Shut up, you fool!

Kes sesini seni salak!

You're acting like a damn fool!

Tam bir salak gibi davranıyorsun!

Click to see more example sentences
fool ahmak

You give me hope and I, like a fool, believe you.

Bana umut veriyorsun, ben de bir ahmak gibi sana inanıyorum.

No, you fool, you gave it to me.

Yo, seni ahmak, bunu sen verdin bana.

Ah, you fool.

Ah, seni ahmak!

Click to see more example sentences
fool kandırmak

She fooled a lot of people for a long time, not just me.

Uzun bir süre, sadece beni değil pek çok kişiyi kandırdı.

Prem brother, these girls have truly fooled us.

Prem kardeşim, bu kızlar bizi gerçekten bizi kandırdı.

Because he totally fooled you.

Çünkü seni tamamen kandırdı.

Click to see more example sentences
fool budala

That's the best thing a girl can be in this world, a beautiful little fool.

Bu dünyada bir genç kızın yapabileceği en iyi şey, küçük, güzel bir budala olmak.

Can such a fool can ever be a doctor?

Böyle bir budala nasıl doktor olur ki?

And no one calls him "Fool" again.

Ve ona kimse bir daha "Budala" demez.

Click to see more example sentences
fool deli

hey, you stupid fool are you crazy?

Hey, Seni Gerizekalı! Sen deli misin?

You crazy old fool!

Seni deli yaşlı aptal!

Shut up, fool. You ain't no fish.

Kapa çeneni deli, sen balık değilsin.

Click to see more example sentences
fool soytarı

A man who has come here as a fool.

Buraya bir soytarı olarak gelen bir adam.

You're a clown and a fool

Sen bir soytarı ve aptalsın

You stupid, you fool!

Seni aptal! Seni soytarı!

Click to see more example sentences
fool aptallık

Don't be a fool, Tim I heard everything. No.

Aptallık etme, Tim her şeyi duydum ben.

Don't try to fool us again.

Bize bir daha aptallık yapma.

Still the fool.

Yine de aptallık.

Click to see more example sentences
fool akılsız

'Hey, Raj, you're really lucky.. either she's too smart, or she's a fool.'

'Hey, Raj, sen gerçekten şanslısın.. Bu kız ya çok akıllı ya da tam bir gerizekalı.'

Will you do this clever fool a favor?

Bu akıllı aptala bir iyilik yapar mısın?

You intelligent fool!

Seni akıllı aptal!

Click to see more example sentences
fool oynatmak

A fool like you can play the Human Soul.

Senin gibi bir ahmak İnsan Ruhunu oynayabilir.

Go find yourself some other fool to play with.

Git kendine oynayacak başka bir aptal bul.

He played us for fools.

O aptallar için bize oynadı.

fool gerizekalı

'Hey, Raj, you're really lucky.. either she's too smart, or she's a fool.'

'Hey, Raj, sen gerçekten şanslısın.. Bu kız ya çok akıllı ya da tam bir gerizekalı.'

hey, you stupid fool are you crazy?

Hey, Seni Gerizekalı! Sen deli misin?

She's a widow, you fool.

O bir dul, gerizekalı.

fool şaka yapmak

My girl Er Dou isn't fooling around with me?

Kızım, Er Dou bana şaka yapmıyor, değil mi?

Maybe I was just fooling.

Belki sadece şaka yapıyordum.

Detective Sekiya was fooling around.

Dedektif Sekiya şaka yapıyordu.

fool yanıltmak

But don't let van der Woude's eccentricity fool you.

Ama Van der Woude'nin tuhaflığı sizi yanıltmasın.

fool oyalanmak

Space travel is a fool's game.

Uzay yolculuğu aptal bir oyundur.