English-Turkish translations for foot:

ayaklı, ayak · yayan · adım · gitmek · piyade · çıkarmak · alt · dans etmek · etek · son · ödemek · other translations

foot ayaklı, ayak

Bobby, that's, uh, great, except Sam, uh Sam lost the foot.

Bobby, bu harika. Yalnız Sam şey Sam ayağı kaybetti.

She's a babe! known as The Foot.

O bir yavru! Ayak olarak bilinen

One foot, one foot! that's it.

Sağ ayak. Tek ayak! İşte böyle.

Click to see more example sentences
foot yayan

You had a suspect on foot, and you fire your gun?

Yaya bir şüpheli var ve sen ateş mi ediyorsun?

We'll follow them on foot.

Onları yayan takip edeceğiz.

Most likely someone on foot.

Büyük ihtimalle yayan biri.

Click to see more example sentences
foot adım

It's just one big old foot after the other.

Sadece büyük bir yaşlı adım ardından bir diğeri.

Don't step another foot in this room, you pervert!

Sakın bu odaya bir adım daha atma, seni sapık!

Hey, one foot, then the other.

Hey, bir adım, sonra da diğeri.

Click to see more example sentences
foot gitmek

It's your left hand, foot, goes forward, together, back and together.

Sol elin ayak öne gidiyor, birlikte, geri ve birlikte.

We are going to check the foot.

Biz ayak kontrol etmek için gidiyoruz.

Go fetch it Captain, go, but don't touch my foot again.

Git al Kaptan, git, ama ayağıma bir daha dokunma.

Click to see more example sentences
foot piyade

He's just a foot soldier.

O sadece bir piyade.

Tashiro was a foot soldier, wasn't he?

Tashiro bir piyade idi, değil mi?

Horse, foot, cannon.

At, piyade, top.

Click to see more example sentences
foot çıkarmak

Remember why you're traveling and keep one foot in this world.

Neden seyahate çıktığını unutma ve bir ayağını bu dünyada tut.

Put that one foot forward.

Bir ayağını öne çıkar.

Open mouth, remove pie, insert foot.

ağzını, çıkar turtayı, sok ayağı.

Click to see more example sentences
foot alt

Here's its pelvis, its upper leg, its lower leg, and there is its foot with its toes.

İşte leğen kemiği, üst bacak kemiği, alt bacak kemiği ve burada, ayak parmakları ile ayağı var.

You may think I'm a hardhearted black sock but underneath this dark woolly exterior is a naked pink foot.

Benim merhametsiz kara bir çorap olduğumu düşünebilirsin. Ama bu kara yünlü görünüşümün altında çıplak pembe bir ayak var.

Golden Basin Foot Massage Palace

Altın Çanak Ayak Masajı Sarayı

foot dans etmek

Gonna be tough to dance on one foot now.

Tek ayak üzerinde dans etmek zor olacak.

foot etek

Ihada farm inAfrica at the foot ofthe Ngong Hills.

Afrika'da, Ngong tepelerinin eteklerinde bir çiftliğim vardı.

foot son

Charlie, that last guy had a foot fetish, okay?

Charlie o son çocuğun ayak fetişi vardı.

foot ödemek

Dean Morello's footing this bill.

Dean Morello bu faturayı ödeyecek.