English-Turkish translations for for:

-dır · -e · için, içinde · olarak · göre · -e göre · çünkü · nedeniyle · yüzünden · uygun · boyunca · doğru · dünyada · karşı · süresince · mesela · örneğin · amacıyla · yarayan · sevmek · kelimesi kelimesine · kabul etmek · yerine · dolayı · -den dolayı · uğruna · beri · çok istemek · tıpkı · şerefine · namına · yönünde · meşgul olmak · dair · özlemek · zira · other translations

for -dır

And this is for you.

Ve bu senin için.

But it's not like that for me.

Ama bu durum benim için böyle değil.

And I'm here for you, too.

Ve ben de senin için buradayım.

Click to see more example sentences
for -e

And this is for you.

Ve bu senin için.

But it's not like that for me.

Ama bu durum benim için böyle değil.

And I'm here for you, too.

Ve ben de senin için buradayım.

Click to see more example sentences
for için, içinde

And this is for you.

Ve bu senin için.

And now you have to do something for me.

Ve şimdi sen de benim için bir şey yapmalısın.

Well, not just for you.

Sadece senin için değil.

Click to see more example sentences
for olarak

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

Well, if you wanted something else, that would be really bad for business.

Yani, başka bir şey istersen eğer, bu için kötü olurdu.

It's the only thing I'm good for.

Bu benim iyi olduğum tek şey.

Click to see more example sentences
for göre

That is not for you.

Bu sana göre değil.

It's not a job for me

Bana göre bir değil.

This is the place for us.

Burası tam bize göre bir yer.

Click to see more example sentences
for -e göre

That is not for you.

Bu sana göre değil.

It's not a job for me

Bana göre bir değil.

This is the place for us.

Burası tam bize göre bir yer.

Click to see more example sentences
for çünkü

I know it's different for you because it's always different, but if you ever need

Senin için farklı olduğunu biliyorum. Çünkü her zaman farklıdır. Ama, eğer ihtiyacın olursa

I would go anywhere for Beth because she's my best friend and I love her so much, and I'm so happy for her.

Beth için her yere giderim. Çünkü o benim en yakın arkadaşım ve onu çok seviyorum. Ve onun adına çok mutluyum.

Because it's still hard for me to believe as well.

Çünkü benim için de inanması hâlâ çok zor.

Click to see more example sentences
for nedeniyle

I don't know how, I don't know why, but I'm sure there's a very good reason for it.

Nasıl ya da neden bilmiyorum, Ama eminim ki bunun için çok güzel bir neden vardır,

But now, I'm here for a different reason.

Ama şimdi farklı bir neden için buradayım.

That's not a reason for love.

Bu sevmek için bir neden değil ki

Click to see more example sentences
for yüzünden

Yeah, but, man, that's why I love you, I love you for that,

Evet ama dostum, seni bu yüzden seviyorum. İşte bu yüzden seviyorum.

But that's what we're for.

Ama bu yüzden buradayız.

So it's less for them and more for me.

Bu yüzden onlara daha az, bana daha fazla.

Click to see more example sentences
for uygun

It's just not for me.

Sadece bana uygun değil.

They're not good for anything.

Hiçbir şey için uygun değiller.

I know. But I'm not cut out for beautiful things.

Ama ben güzel şeyler için uygun biri değilim.

Click to see more example sentences
for boyunca

Because you and I are gonna be friends for a long time.

Çünkü sen ve ben uzun bir zaman boyunca arkadaş olacağız.

Every day for three weeks.

Üç hafta boyunca her gün.

Yeah, we lived together for two years.

Evet, iki sene boyunca birlikte yaşadık.

Click to see more example sentences
for doğru

And I want it to be right for you. And the time It is not right for you.

Senin için de doğru zaman olsun istiyorum ve şu an senin için doğru zaman değil.

Right now, work is the best thing for us.

Şu an için, çalışmak bizim için en doğru şey.

She, except for the things she did wrong, she did everything right, too.

O O da yanlış yaptığı şeyler dışında her şeyi doğru yaptı.

Click to see more example sentences
for dünyada

Not for revenge. not because they deserve it. not because it'll make the world a better place.

İntikam için değil, hak ettikleri için de değil. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için de değil.

Maybe this isn't a world for children anymore.

Belki bu dünya çocuklara göre değil artık.

I can do one last good thing for the world.

Bu dünyada son olarak iyi bir şey yapayım.

Click to see more example sentences
for karşı

I have something for you, but I want something back.

Sana bir şey getirdim. Ama karşılığında bir şey istiyorum.

You still have feelings for her?

Hala ona karşı hislerin mi var?

I still have feelings for you.

Sana karşı hala hislerim var.

Click to see more example sentences
for süresince

But it's only gonna last for one more day.

Ama bu sadece bir gün daha sürecek.

I mean, for some people, that may be, like, a lifetime fantasy, but not for me.

Bazı insanlar için, bu ömür boyu süren bir fantezidir, ama benim için değil.

Hey girls. Just for a little while. Only for an hour.

Hadi kızlar, sadece kısa bir süreliğine. sadece bir saatliğine.

Click to see more example sentences
for mesela

For example, I cry because others are stupid and it makes me sad.

Mesela ben başkaları aptal olduğu için ağlarım ve bu beni üzüyor.

Like your boyfriend for example.

Mesela erkek arkadaşın gibi ha?

For instance, someone who's got a real job, like a banker.

Mesela gerçek bir işi olan biriyle, bir bankacıyla falan.

Click to see more example sentences
for örneğin

You would be a terrible example for my children.

Sen benim çocuklar için korkunç bir örnek olacaktır.

Ford, for example, he'd do anything to get rich.

Ford, örneğin, zengin olmak için her şeyi yapar.

For example, Peter Florrick, the current State's Attorney, often participated in the pickup games.

Örneğin, Peter Florrick, şu anki eyalet savcısı, antrenman maçlarına sık sık katılırdı.

Click to see more example sentences
for amacıyla

Yes, but it's all for a good cause.

Evet ama iyi bir amaç için hepsi.

All for a good cause.

Hepsi iyi bir amaç için.

It's not really a goal for me like it is for most women.

Çoğu kadın için gerçekten bir amaç Olabilir ama benim için değil.

Click to see more example sentences
for yarayan

I'm sure you've done it before, and it's worked for you.

Eminim bunu daha önce de yaptın, ve senin için işe yaradı.

She's made for the world.

O, dünya için yaratılmış.

No, no, he's built for this cold weather.

Hayır, hayır, o soğuk hava için yaratılmış.

Click to see more example sentences
for sevmek

Because you love her, and you want what's best for her.

Çünkü onu seviyor ve onun için en iyisini istiyorsun.

Your mother loved you and gave her life for yours.

Annen seni sevdi ve senin için hayatını verdi.

And the best part is, she likes me for me.

En iyi tarafı da beni ben olduğum için seviyor.

Click to see more example sentences
for kelimesi kelimesine

It's not the word for people like you and I.

Senin ve benim gibi insanlar için böyle bir kelime yok.

Must be a different word for this.

Bunun için başka bir kelime olmalı.

Two words for you.

Senin için iki kelime.

Click to see more example sentences
for kabul etmek

I wanted to thank you for your offer, but I've decided to accept another job.

Teklifin için teşekkür etmek istedim, ama ben diğer işi kabul etmeye karar verdim.

I do not understand, but for me, I accept.

Anlamıyorum, ama benim için, ben kabul ediyorum.

Frankly, I think it's perfectly acceptable for a girl these days.

Açıkçası bu aralar bir kız için çok kabul edilebilir bir şey bence.

Click to see more example sentences
for yerine

Why? Mary, please do me a favor and just put the box back for now, okay?

Mary, lütfen bana bir iyilik yap ve o kutuyu şimdilik yerine koy, tamam mı?

You're working for a big corporation Instead of a little man.

Küçük bir adam yerine büyük bir şirket için çalışıyorsun.

Because Ben Bradley cheated, and his dad did his entire project for him.

Ben Bradley hile yaptı, ve babası tüm projeyi onun yerine yaptı.

Click to see more example sentences
for dolayı

Either you left her for a reason or she left you for a reason.

Ya sen onu ya da o seni bir sebepten dolayı terk etti.

Some things happen for a reason, Mike,

Bazı şeyler bir nedenden dolayı olur Mike.

And for some reason, to them.. It sounds funny.

Ve bir nedenden dolayı bu onlara komik geliyor.

Click to see more example sentences
for -den dolayı

Either you left her for a reason or she left you for a reason.

Ya sen onu ya da o seni bir sebepten dolayı terk etti.

Some things happen for a reason, Mike,

Bazı şeyler bir nedenden dolayı olur Mike.

And for some reason, to them.. It sounds funny.

Ve bir nedenden dolayı bu onlara komik geliyor.

Click to see more example sentences
for uğruna

You think that's why she left me for you?

Bu yüzden mi senin uğruna beni terk etti?

Your father, he died for nothing.

Baban, bir hiç uğruna öldü.

All those people dying, those little kids, and for what?

Bütün o insanlar, küçük çocuklar ne uğruna ölüyorlar?

Click to see more example sentences
for beri

For a long time, this place and those guys have been my whole world.

Uzun zamandan beri bu yer ve bu çocuklar benim bütün dünyam oldu.

My Uncle Leo he got me a pitch pipe for my fifth birthday and I've been singing ever since.

Amcam Leo bana bir adım var benim beşinci doğum günü için boru ve o zamandan beri şarkı oldum.

Yesterday, we visited this beautifuI church and I prayed for the first time since he died.

Dün bu güzel kiliseyi ziyaret ettik ve o öldüğünden beri ilk defa dua ettim.

Click to see more example sentences
for çok istemek

But hey, the news is not all bad for me, not all bad, you want to know the good part?

Hey, haberler benim için çok da kötü değil çok kötü değil iyi tarafı ne bilmek ister misiniz?

But I guess, for a girl like me, normal is just too much to ask.

Ama benim gibi bir kız için sanırım, normal, istemek için çok fazla.

This isn't the life I wanted for you, ben. I wanted so much more.

Bu senin için istediğim yaşam değil, Ben o kadar çok istediğim.

Click to see more example sentences
for tıpkı

I've been saving this for a special occasion for a special girl, just like you.

Bunu özel bir durum için saklıyordum tıpkı senin gibi özel bir kız için.

It's like some kind of drug for me.

Bu benim için tıpkı bir uyuşturucu gibi.

Perfect for a driving lesson. Like a big mall parking lot on a Sunday morning.

Sürüş dersi için mükemmel tıpkı Pazar sabahı koca bir alışveriş merkezinin park yeri gibi.

Click to see more example sentences
for şerefine

Well Well, it's an honour to meet you, sir, and a pleasure and I just wanna thank you for all your help.

Sizinle tanışmak bir şeref, efendim... .ve bir zevk, ve ben sadece, sadece tüm yardımlarınız için teşekkür etmek istiyorum.

For the kingdom, the power, and the glory is yours, now and forever.

Krallığın için, güç, ve şeref senindir, şimdi ve sonsuza kadar.

For love and honour!

Aşk ve şeref için!

Click to see more example sentences
for namına

Since Jeremy has a British princess, then, for Mi Nam how about an Indian princess?

Jeremy'nin İngiliz bir prensesi olduğuna göre O zaman, Mi Nam için Hintli bir prenses nasıl olur?

I feel bad for Mi Nam but don't say one word to Yoo He Yi.

Mi Nam için kötü hissediyorum ama Yoo He Yi'ye bir kelime bile söyleme.

Just for one month, please take over for Mi Nam.

Sadece bir ay için, lütfen Mi Nam için yap.

Click to see more example sentences
for yönünde

And not for the better.

Ve iyi yönde de değil.

For good or bad, it can happen either way today.

İyi ya da kötü yönde, bugün her ikisi de olabilir.

Only for the better.

Sadece daha iyi yönde.

Click to see more example sentences
for meşgul olmak

Be careful. It's been a busy year for you and your boyfriend.

Sen ve erkek arkadaşın için epey meşgul bir yıl olmuştur.

That's like being busy every weekend for the next ten years, so

Yani, her hafta sonu meşgul olmak gibi nedenle, önümüzdeki on yıl için

Um, well, she's going to be busy in surgery for a while, but when she's done,

Um, o ameliyatta meşgul olacak Bir süre için, ama o bitince,

Click to see more example sentences
for dair

No, there is no death certificate here for Edward Shoebridge, only Harry J Shoebridge and Sadie L Shoebridge.

Hayır, elimizde Edward Shoebridge'e dair bir ölüm belgesi yok. Sadece Harry J. ve Sadie L. Shoebridge'e dair var.

I promise, no weirdness, just a new beginning for both of us.

Gariplik olmayacağına dair söz veriyorum, ikimiz için de yeni bir başlangıç.

It's a commitment for life.

Bu hayata dair bir söz.

Click to see more example sentences
for özlemek

I'll miss her, but I think it's for the best.

Onu özleyeceğim, ama sanırım onun için en iyisi bu.

I miss you. is this for me?

Seni özledim. Bu benim için mi?

We'll be separated for a while, so I'll miss you like crazy.

Bir süre ayrı kalacağız, bu yüzden seni deli gibi özleyeceğim.

Click to see more example sentences
for zira

For this ship is cursed, and we are

Zira bu gemi lanetli ve biz de

'Cause there's enough for everybody, exotics too.

Zira herkes için yeterince var, egzotikler için de.

For you, Lorna, are Faustine,

Zira; sen Lorna, Faust'sun.