English-Turkish translations for force:

güce, gücü, güç · kuvvet · zorlamak, zor · birlik · zorlama · geçerli · etki · zorla almak · şiddet · baskı · grup · kudret · kütle · teşkilat · baskı yapmak · other translations

force güce, gücü, güç

A Jedi uses the Force for knowledge and defense, never for attack.

Bir Jedi gücü bilgi için, savunma için kullanır, asla saldırı için değil.

But that force field is keeping them out.

Fakat o güç alanı onları dışarıda tutuyor.

Hurry up, Major, we need that force shield!

Acele et, Binbaşı, o güç kalkanına ihtiyacımız var!

Click to see more example sentences
force kuvvet

Yes, the task force is risky, but it gives us a chance to do a lot of good in the community.

Evet, Özel görev kuvveti riskli bir şey ama kuvvet bize toplumda daha çok iyi şey yapmamız için bir şans veriyor.

What about the French air force?

Fransız Hava Kuvvetleri ne olacak?

Andrew Tanner, Lieutenant Colonel, US Air Force.

Andrew Tanner, Yarbay, Amerikan Hava Kuvvetleri.

Click to see more example sentences
force zorlamak, zor

Two women dead in two weeks, both killed in their own homes, no sign of forced entry.

İki haftada ölen iki kadın. İkisi de kendi evlerinde öldürüldü. Zorla giriş izi yok.

my little brother and his wife forced me to.

Küçük kardeşim ve onun karısı beni buna zorladı.

Forced to wear a mask like the Elephant Man.

Fil adam gibi bir maske takmak zorundadır.

Click to see more example sentences
force birlik

A large force, but not large enough.

Büyük bir birlik ama yeteri kadar değil.

We managed to put together a sufficient force with Halil Sami Bey's division.

Biz, Halil Sami Bey'in tümeni ile birlikte, yeterli bir kuvvet oluşturmuştuk.

Special Force Six.

Özel Birlik Altı.

Click to see more example sentences
force zorlama

Please don't force me to arrest you too.

Lütfen seni de tutuklamam için beni zorlama.

I've never seen such a weird, forced smile.

Hiç bu kadar tuhaf ve zorlama bir gülümseme görmedim.

Don't force him anymore tonight!

Onu bu gece daha fazla zorlama!

Click to see more example sentences
force geçerli

Last night Japanese forces attacked Wake Island.

Geçen gece Japon kuvvetleri Wake Adası'na saldırdı.

And the same holds true for the police force

Aynı şey polis kuvvetleri için de geçerli

Last night Japanese forces attacked the Philippine Islands.

Geçen gece Japon kuvvetleri Filipin Adaları'na saldırdı.

Click to see more example sentences
force etki

Women are a powerful force.

Kadınlar etkili bir güçtür.

And we'll use them to create an entirely new force-field effect.

Ve biz onları tamamen yeni bir güç-alanı etkisi yaratmakta kullanacağız.

Dark, powerful forces.

Karanlık, etkili güçler.

Click to see more example sentences
force zorla almak

Well, I'll take it by force then.

Ben de zorla alırım o zaman.

Then I'll take you by force.

O zaman seni zorla alırım.

But I'm not forced to buy.

Ama ben almak zorunda değilim.

Click to see more example sentences
force şiddet

The wounds look deeper and more forceful, too.

Yaralar da daha derin ve şiddetli görünüyor.

Blunt-force consistent with a violent blow.

Şiddetli darbe ile tutarlı bir kaba kuvvet.

But the violent force of undead witches.

Ama ölümsüz cadıların şiddet gücü olabilir.

Click to see more example sentences
force baskı

Special forces raided the place.

Özel kuvvetler bu yere baskın düzenledi.

Special Forces can't barge into a mosque.

Özel kuvvetler bir camiye baskın yapamaz.

Brute force and ruddy ignorance.

Kaba kuvvet ve ani baskın.

Click to see more example sentences
force grup

One group of enemy forces reported ready.

Bir grup düşman gücünün hazır olduğu bildirildi.

I was part of an experimental special forces group.

Deneysel bir özel kuvvetler grubunun bir parçasıydım.

I was formerly with the GlGN, French special forces.

Ben de zamanında GIGN Özel Fransız Tim Grubu ile çalışıyordum.

Click to see more example sentences
force kudret

A force beyond your comprehension is coming for you you and Skye.

Anlayışının ötesinde bir kudret sizin için geliyor sen ve Skye için.

There are powerful forces out here.

Orada çok kudretli güçler var.

Freedom's a powerful force.

Özgürlük kudretli bir güçtür.

force kütle

Remember force equals mass times acceleration.

Unutma güç eşittir kütle çarpı zaman.

So force equals mass times Acceleration.

Yani güç eşittir kütle çarpı, eğim!

Force equals mass times acceleration.

Kuvvet eşittir, kütle çarpı ivme.

force teşkilat

But Newman wants a clean, consistent force.

Ama Newman temiz ve istikrarlı bir teşkilat istiyor.

You're a disgrace to the force!

Sen teşkilat için bir yüz karasısın!

A new recruit in our police force.

Bizim polis teşkilatı içinde yeni bir işe.

force baskı yapmak

Special Forces can't barge into a mosque.

Özel kuvvetler bir camiye baskın yapamaz.