English-Turkish translations for form:

form · tür · oluşturmak, oluşmak · biçimlendirmek, biçimsiz, biçim, biçimli · çeşit · şekillendirmek, şekil · formunda olmayan · kurmak · gelmek · yapmak · sıra · beden · yöntem · yapı · çıkmak · forma · geliştirmek · hal · görünüş · evrak · kalıp · tarz · sekli · karakter · suret · other translations

We also found translations for word form in Turkish.

form form

Not much, but it could be a life form.

Çok değil, ama bir yaşam formu olabilir.

Is there a standard form?

Standard bir form var mı?

Are you a mechanical life form?

Sen mekanik bir yaşam formu musun?

Click to see more example sentences
form tür

It's a form of human energy.

Bu bir tür insan enerjisi.

It's a primitive form of communication known as Morse code.

Mors Alfabesi olarak bilinen ilkel bir iletişim türü.

It's a form of yoga.

Bu bir tür yoga.

Click to see more example sentences
form oluşturmak, oluşmak

North and South Korean governments decided to form a single team

Kuzey ve Güney Kore Hükümetleri, tek bir takımın oluşturulmasına karar verdi.

An oxygen gravity envelope is forming outside the Enterprise.

Atılgan'ın dışında bir oksijen yerçekimi zarfı oluşuyor.

A giant cloud of gas and dust collapsed to form a whirling disc.

Dev bir gaz ve toz bulutu dönen bir disk oluşturacak şekilde çöktü.

Click to see more example sentences
form biçimlendirmek, biçimsiz, biçim, biçimli

But maybe this guy, George, is something else. Some kind of a creature maybe, in human form?

Belki de bu George denen herif başka bir şeydir insan biçiminde bir yaratık falan.

You and I, two distinct forms, but one single soul, you and I.

Sen ve Ben, iki ayrı biçim, ama tek bir ruh, sen ve Ben.

O: Ladies, gentlemen, other life forms.

Bayanlar baylar. diğer yaşam biçimleri.

Click to see more example sentences
form çeşit

He's still some form of energy, that black mask is a shield, it's keeping his form intact.

Hala bir çeşit enerji formu. O siyah maske bir kalkan, şeklini bir arada tutuyor.

It's actually a form of post-traumatic stress.

Aslında bu bir çeşit travma-sonrası stres.

This creature who calls herself Hathor, is a Goa'uld or some form of Goa'uld.

Kendisine Hathor diyen bu kişi, bir Goa'uld ya da bir çeşit Goa'uld.

Click to see more example sentences
form şekillendirmek, şekil

Form a perfect seal around his mouth, and then Three times, and

Mükemmel bir şekilde ağzına mühürle, ve sonra üç kere, ve

Use your big thumb and middle finger and form a circle just like this

Baş ve orta parmağını kullan ve aynen bu şekilde bir daire çiz

I can't explain it, but his sound form is somehow being projected from his sonic emitter.

Bunu açıklayamam, Ama bu ses formu bir şekilde onun sonik vericisinden yansıtılan bir varlık.

Click to see more example sentences
form formunda olmayan

Not much, but it could be a life form.

Çok değil, ama bir yaşam formu olabilir.

You fill out the forms, and if social services need anything

Siz formları doldurun ve eğer sosyal hizmetlerin bir şeye ihtiyacı olursa

Then, you must be holding the Olympic tryouts entry form

O zaman elindeki de olimpiyat seçmeleri giriş formu olmalı.

Click to see more example sentences
form kurmak

He's taken in a bunch of bloodthirsty mercenaries and formed his own private army.

Kana susamış bir grup paralı asker almış ve kendi ordusunu kurmuş.

You really wanna form a secret alliance with me?

Gerçekten benimle gizli bir ittifak kurmak istiyorsun?

Sergeant Cray and I are forming a love connection.

Çavuş Cray ve ben, bir sevgi bağı kuruyoruz.

Click to see more example sentences
form gelmek

I mean, these life forms, they're coming to us.

Demek istediğim, bu yaşam formları bize doğru geliyor.

Comes form a military family.

Askeri bir aileden geliyor.

Maybe it's an alien life-form coming to get us.

Belki de yabancı yaşam formu bizi almaya gelmiştir.

Click to see more example sentences
form yapmak

Only an artificial life form could have done that.

Sadece yapay bir yaşam formu bunu yapabilirdi.

Form a circle.

Bir daire yapın.

You're suggesting the life-form itself did this?

Yaşam formunun kendisi mi yaptı diyorsun?

Click to see more example sentences
form sıra

Women and children, left. form two lines.

Kadınlar ve çocuklar, sola. İki sıra oluşturun.

Form two lines, please.

İki sıra oluşturun lütfen.

Please form an orderly line.

Lütfen düzenli bir sıra oluşturun.

Click to see more example sentences
form beden

A fairy spirit in animal form.

Hayvan bedeninde bir peri ruhu.

Perfect female form.

Mükemmel kadın bedeni.

Ancient spirits of evil, Transform this decayed form into Mumm-Ra,

Kötülüğün eski ruhları bu çürümüş bedeni Mumm-ra'ya dönüştürün

Click to see more example sentences
form yöntem

This is some new form of torture.

Bu bir çeşit yeni işkence yöntemi olmalı.

Another form of torture?

Başka bir işkence yöntemi mi?

It's a form of torture.

Bir tür işkence yöntemi.

Click to see more example sentences
form yapı

Organization is a form of structure, and structure is good for recovery.

Organizasyon bir yapı şeklidir ve yapı da iyileşmen için iyidir.

The form, in fact, could be anything.

Yapı aslında herhangi bir şey olabilir.

Efficiency of form, but at what price?

Verimli bir yapı, ama bedeli ne?

form çıkmak

Carbon dioxide is formed during respiration, combustion and decomposition.

Karbondioksit, solunum, yanma ve ayrışma sırasında ortaya çıkar.

Your hypnotism revealed another form of duality.

Hipnozun başka çeşit bir ikiliği ortaya çıkardı.

New forms of control are emerging.

Yeni kontrol şekilleri ortaya çıkıyor.

form forma

Please enter the form name and address.

Forma isim ve adres girin lütfen.

Yeah someone had to convert ecstasy powder to its freebase oil-form.

Evet, birileri ecstasy tozunu, yağda çözülen bir forma dönüştürmek zorundaydı.

form geliştirmek

Among these new plants, the birds are flourishing, and their calls form an ever-present chorus.

Bu yeni bitkilerin arasında, kuşlar gelişmekte, ve onların ötüşleri de sanki bir koro oluşturuyor.

Plant-based life forms enhanced with Steven's DNA.

Steven'ın DNA'sıyla geliştirilmiş bitki bazlı yaşam formları.

form hal

He's still some form of energy, that black mask is a shield, it's keeping his form intact.

Hala bir çeşit enerji formu. O siyah maske bir kalkan, şeklini bir arada tutuyor.

Do you still have McAllister's form?

McCallister'ın formu hala sende mi?

form görünüş

That's just bad form, Dave.

Bu kötü bir görünüş,Dave.

Well, apparently, the IRS codes its forms differently for people in WlTSEC.

Görünüşe göre vergi dairesi, belgelerini Tanık Koruma Programı'ndakiler için farklı kodluyor.

form evrak

Forms, paperwork, duplicates little perforated lines.

Formlar, evraklar, suretler küçük delikli çizgiler.

Oh, probate forms, insurance claims, pension documents, Social Security forms.

Vasiyetname onay formu sigorta belgeleri, emekli maaşı evrakları sosyal güvelik formu.

form kalıp

And close this but not quite for form's sake.

Ve bunu kapatalım ama tam değil, kalıbın oturması için.

form tarz

But why form a group against something like this?

Ama neden bu tarz bir grup böyle bir şeye karşı?

form sekli

Here,look. Eight dots forming a rhombus.

Bir eşkenar dörtgen oluşturan sekiz nokta.

form karakter

Slavery, serfdom, wage-earning these are the forms of servitude characterizing civilization's epochs

Kölelik, serflik, ücretlilik. Medeniyetin üç büyük döneminde karakterize edilmiş esaretin farklı üç hali.

form suret

Forms, paperwork, duplicates little perforated lines.

Formlar, evraklar, suretler küçük delikli çizgiler.