English-Turkish translations for formidable:

zor, zorlu · korkunç · güç · müthiş · heybetli · çetin · dişli · other translations

formidable zor, zorlu

You're a formidable woman, Lois Lane.

Sen zorlu bir kadınsın Lois Lane.

Let's just say the world's got a formidable opponent.

Diyelim ki, dünyanın zorlu bir rakibi var.

The parents have a formidable task.

Ebeveynlerin çok zorlu bir görevi var.

Click to see more example sentences
formidable korkunç

That's a formidable scent.

Korkunç bir koku bu.

Apparently, the Tok'ra have developed a formidable new weapon.

Görünüşe göre, Tok'ra korkunç bir silah geliştirmiş.

Al-Giumeili, an old friend of my father's, a formidable man.

Al-Giumeili, babamın eski bir arkadaşı korkunç bir adam.

Click to see more example sentences
formidable güç

Major Carter is a formidable warrior.

Binbaşı Carter güçlü bir savaşçıdır.

He must be a formidable wrestler.

Çok güçlü bir güreşçi olmalı.

The Red Lanterns have got a formidable ally now.

Kızıl Fenerlerin artık güçlü bir müttefiği var.

Click to see more example sentences
formidable müthiş

She is always going to be the formidable Olivia Pope.

O da her zaman müthiş Olivia Pope olacak.

You are a formidable witch.

Sen müthiş bir cadısın.

H.G. Wells was a formidable opponent.

G. Wells müthiş bir rakip oldu.

Click to see more example sentences
formidable heybetli

The formidable Mongolian Death Worm!

Heybetli Moğol Ölüm Solucanı!

Vanity is a formidable armour.

Kibir heybetli bir zırhtır.

A formidable alien.

Heybetli bir yabancı.

Click to see more example sentences
formidable çetin

She's a formidable woman.

Kadın tam bir çetin ceviz.

What a formidable foe!

Ne çetin bir düşman!

Look, our opponents seem formidable!.

Bak, Bizim rakip çetin görünüyor!

Click to see more example sentences
formidable dişli

You are a formidable woman.

Sen dişli bir kadınsın.

He's a formidable foe.

O dişli bir rakip.

But this Volker seems formidable.

Ama Volker dişli görünüyor.