English-Turkish translations for fortune:

servet · şans · talih · paralı · fal · kader · gelecek · kısmet · zenginlik · rastlantı · falcılık · other translations

fortune servet

I'm sorry, this is way too much, this night must have cost a fortune.

Üzgünüm. Bu kadarı çok fazla. Bu gece bir servete mal olmuş olmalı.

This thing must be worth a fortune.

Bu şey bir servete bedel olmalı.

They are worth a fortune!

Onlar bir servet değerinde!

Click to see more example sentences
fortune şans

I told her it was a wonderful fabric and she was fortunate to get so much of it.

Ona çok güzel bir kumaş olduğunu ve o kadar çok alabildiği için çok şanslı olduğunu söyledim.

Alright, we'll make a good fortune today

Tamam, iyi bir şans yakalayacağız bugün

A fortunate young man.

Şanslı bir genç adam.

Click to see more example sentences
fortune talih

Every day is a great day when you are here but today is your most fortunate day.

Senin burda olduğun her gün iyi bir gün olur ama bugün senin en talihli günün.

For good fortune and happiness.

İyi talih ve mutluluk için.

You're a very fortunate girl.

Çok talihli bir kızsın.

Click to see more example sentences
fortune paralı

That man in that car has paid a fortune of money for this.

Şu arabadaki adam bunun için bir servet değerinde para ödedi.

And the story of that fish brought him fame, fortune and a healthy ego.

Ve bu hikaye ona şöhret, para ve büyük bir ego kazandırmıştı.

Ladies and gentlemen fame, fortune and happiness await you.

Bayanlar, baylar, şöhret, para ve mutluluk sizleri bekliyor.

Click to see more example sentences
fortune fal

Fortune telling is a simple game for stupid people.

Fal, aptal insanlar için basit bir oyundur.

Yeah, but it's more than just egg rolls and fortune cookies.

Evet, ama yumurta ruloları ve fal kurabiyelerinden daha fazlası.

You sound like a fortune cookie.

Bir fal kurabiyesi gibi konuşuyorsun.

Click to see more example sentences
fortune kader

Fortune will send me someone else.

kader bana başka birini gönderecek.

Fortunately, Jim, the fate ofthe company doesn't depend on one man.

Neyse ki, Jim, bölüğün kaderi tek adama bağlı değil.

Fortune loves you.

Kader seni seviyor.

Click to see more example sentences
fortune gelecek

It was built on love and good fortune and that's the best way.

Aşk üzerine ve iyi bir gelecek için inşa edildi ve en iyi yol bu.

That would bring us bad fortune.

Bu bize kötü gelecek getirecek.

I, Liu Kun-shan, the Chief of Staff promise you Food, money and fortune!

Genelkurmay Başkanı olarak ben Liu Kun-shan size yiyecek, para ve gelecek sözü veriyorum!

Click to see more example sentences
fortune kısmet

Love, hate, fame, fortune.

Aşk, Nefret, şöhret, kısmet

It's a Fortune Daifuku.

Bu bir Kısmetli Daifuku.

Called Fortune Daifuku.

Kısmetli Daifuku denir.

fortune zenginlik

Fortune and glory." Indiana Jones.

"Zenginlik ve şeref." Indiana Jones.

Wealth, fame, fortune?

Zenginlik? Ün? Servet?

fortune rastlantı

What a fortunate coincidence

Ne güzel bir rastlantı

fortune falcılık

Fortune-telling's a scam.

Falcılık bir aldatmacadır.