English-Turkish translations for fraud:

sahtekarlık · dolandırıcılık · sahtekâr · dolandırıcı · hile, hileli · sahtecilik · düzenbaz · kaçakçılık · yolsuzluk · hilekâr · other translations

fraud sahtekarlık

Just talked to the Dad and said that the organization is a fraud.

Sadece konuştum Baba ve dedi ki Bu organizasyon bir sahtekarlıktır.

This man is a fraud!

Bu adam bir sahtekar.

No, small time fraud, perhaps, but no, this is different.

Hayır, ufak çaplı sahtekarlık belki, ama, hayır, bu farklı.

Click to see more example sentences
fraud dolandırıcılık

He set up an investment fraud for a fake entertainment company

Sahte bir eğlence şirketi için bir yatırım dolandırıcılığı tezgâhladı.

Insurance fraud is a serious offense.

Sigorta dolandırıcılığı ciddi bir suçtur.

Credit card fraud happens every day.

Kart dolandırıcılığı her gün olan bir şey.

Click to see more example sentences
fraud sahtekâr

This woman is a fraud.

Bu kadın bir sahtekâr.

That girl is a fraud.

O kız bir sahtekâr.

Oh, come on, Lee. He's a fraud.

Hadi ama Lee, sahtekârın teki o.

Click to see more example sentences
fraud dolandırıcı

This guy is a goddamn fraud.

Bu herif lanet bir dolandırıcı.

This guy's a complete fraud.

Bu herif tam bir dolandırıcı.

Also says here that you often feel like a fraud. Wow.

Ayrıca burada sık sık bir dolandırıcı gibi hissetiğinde yazıyor.

Click to see more example sentences
fraud hile, hileli

New Mexico: mail fraud. Colorado: wire fraud.

New Mexico, posta hilesi, Colorado, kablo hilesi.

Is this cheating and fraud?

Bu, hile ve sahtekarlık mı?

I know all about your frauds.

Ben senin tüm hilelerini biliyorum.

Click to see more example sentences
fraud sahtecilik

I think it had something to do with insurance fraud.

Sanırım bir sigorta sahteciliği ile bir ilgisi vardı.

That's insurance fraud.

Bu sigorta sahteciliği.

Multiple convictions for fraud: mail, phone

Birçok kez mahkumiyet: sahtecilik, posta, telefon

Click to see more example sentences
fraud düzenbaz

He's no preacher. He's a fraud.

O vaizci değil, bir düzenbaz.

She's not a fraud, Peter.

O düzenbaz değil, Peter.

Kosinski's a fraud!

Kosinski bir düzenbaz!

fraud kaçakçılık

Bank fraud, smuggling, money laundering.

Banka sahtekarlığı, kaçakçılık, kara para aklama.

Fraud, Mr. Poirot, in massive scale.

Kaçakçılık, Bay Poirot, Büyük ölçüde.

fraud yolsuzluk

Corruption, fraud, threats, extortion, kickbacksmurder!

Yolsuzluk, düzenbazlık, tehdit, gasp, rüşvet vecinayet!

Just search, "Morton-Starling," "fraud.

Morton-Starling"ve" Yolsuzluk" diye arayın.

fraud hilekâr

Now, did I denounce him as an unscrupulous fraud?

Şimdi, onu vicdansız bir hilekâr olarak suçladım?