English-Turkish translations for freak:

ucube · kaçık · korkutmak · manyak · çıldırmak · acayip · garip · tuhaf · garabet · anormal · hilkat garibesi · meraklı · bağımlı · düşkün · other translations

freak ucube

He's a freak, ladies and gentlemen, he's a freak.

O bir ucube, bayanlar ve baylar. O bir ucube.

A human not a freak

Bir insan, ucube değil

Alan, you sick freak.

Alan, seni hasta ucube.

Click to see more example sentences
freak kaçık

Leave him alone, you freak!

Rahat bırak onu seni kaçık.

What's that freak doing here?

O kaçığın burada ne işi var?

Amy, that chick is a freak.

Amy, bu piliç tam bir kaçık.

Click to see more example sentences
freak korkutmak

Because that kid freaks me out, and I'm scared for you.

Çünkü bu çocuk beni ürkütüyor ve senin için korkuyorum.

Wait, do you think Mrs. D freaked her out and she left?

Bir dakika, sizce Bayan D. onu korkuttu ve o da gitti mi?

What freaked him out this time?

Onu bu sefer ne korkuttu?

Click to see more example sentences
freak manyak

So it's either he really likes you, Andrea, or he's a bigger freak than you are.

Yani ya senden gerçekten hoşlanıyor, Andrea ya da senden çok daha ağır bir manyak.

I think you're a freak and a menace, and those are your good points.

Senin manyak ve bir tehdit olduğunu düşünüyorum, bunlar senin iyi puanların.

No, you freak, it's midnight.

Hayır seni manyak, gece yarısı oldu.

Click to see more example sentences
freak çıldırmak

Lorraine must've pointed that out to Rodney, and that's why he freaked out and tossed them.

Lorraine Rodney'i işaret etmiş olmalı ve o da bu yüzden çıldırdı ve onlara kızdı.

How bad is Barney freaking out right now?

Barney ne kadar çıldırmış durumda şu an?

And I'm freaking out, too!

Ben de çıldırmak üzereyim!

Click to see more example sentences
freak acayip

This is your partner in crime, this little freak?

Suç ortağın bu mu? Bu küçük acayip yaratık mı?

It's not a freak school.

Acayip bir okul değil.

What a freak show.

Ne acayip bir gösteri!

Click to see more example sentences
freak garip

Clark hates me, and Cole thinks that I'm a freak, so why would I stay?

Clark benden nefret ediyor. Cole benim garip olduğumu düşünüyor. Neden kalayım ki?

This wasn't a freak coincidence.

Bu garip bir rastlantı değildi.

Could this have been a freak accident?

Bu garip bir kaza olabilir mi?

Click to see more example sentences
freak tuhaf

He was a freak accident!

O tuhaf bir kazaydı!

She looks like a freaking alien.

Tuhaf bir uzaylı gibi görünüyor.

Not that I'm a freak or a weirdo.

Ama ben ucube ya da tuhaf biri değilim.

Click to see more example sentences
freak garabet

She's not a freak.

O bir garabet değil.

That freak is not my father.

O garabet benim babam değil.

No, he is a freak.

Hayır, o bir garabet.

Click to see more example sentences
freak anormal

Sometimes I feel like a freak, too.

Bazen ben de kendimi anormal hissediyorum.

It was a freak thing.

Çok anormal bir şey.

A cute freak.

Hoş bir anormal.

Click to see more example sentences
freak hilkat garibesi

She's a freak of nature!

O bir hilkat garibesi.

One more adolescent freak.

Hilkat garibesi bir ergen daha.

This guy's a total fucking freak but the pictures are awesome.

Bu adam tam bir hilkat garibesi ama fotoğraflar muhteşem.

freak meraklı

No wonder Chris grows up to be such a neurotic little freak.

Hiç merak Chris böyle bir nevrotik biraz ucube olmak kadar büyür.

I wonder if that fang-loving freak can hear me right now.

Sivri diş aşığı ucube beni şu an da duyabiliyor mu, merak ediyorum.

freak bağımlı

The guy's a control freak.

Adam tam bir kontrol bağımlısı.

freak düşkün

Let's say someone, literally, is speed-freaking.

Tamam, diyelim ki birisi abartısız hız düşkünü.