English-Turkish translations for fresh:

taze taze, taze · yeni · temiz · genç · tatlı · canlı · tazelik · yepyeni · ferah · taptaze · tazecik · sağlıklı · körpe · serin · hayat dolu · other translations

fresh taze taze, taze

It's a fresh start for Claire and I, and I am gonna do it right.

Bu Claire ve benim için taze bir başlangıç ve ben bunu doğru yoldan yapacağım.

Everything we have is fresh and new

Sahip olduğumuz her şey taze ve yeni

Is that fresh fruit?

Taze meyve mi o?

Click to see more example sentences
fresh yeni

This is a new life, it's it's a fresh start for you, for us.

Bu yeni bir hayat. Senin için, bizim için yeni bir başlangıç.

Because I want a fresh start.

Çünkü yeni bir başlangıç istiyorum.

No, I just, uh um, needed a fresh start.

Hayır, ben uh yeni bir başlangıç istedim.

Click to see more example sentences
fresh temiz

Go and get some fresh air.

Git ve biraz temiz hava al.

How about a little fresh air?

Biraz temiz havaya ne dersin?

Fresh air that's what I need.

Temiz hava. Tüm ihtiyacım bu.

Click to see more example sentences
fresh genç

You are young and fresh!

Sen genç ve tazesin!

Someone young and fresh and completely devoted to you.

Genç ve taze biri, kendini tamamen sana adamış.

A young, fresh face.

Genç ve taze bir yüz.

Click to see more example sentences
fresh tatlı

the air is good. Plenty of trees, fresh water, a lot like Earth

Hava güzel, tatlı su ve bir sürü ağaç var Dünya'ya çok benziyor.

It is not fresh water.

Tatlı su değil bu.

Not for land, but for fresh water.

Ama kara değil, tatlı su için.

Click to see more example sentences
fresh canlı

You always look so beautiful really fresh

Her zaman çok güzel görünüyorsun ve çok canlı.

I don't know, something fresh.

Bilmiyorum, canlı bir şeyler.

Fresh flowers here!

Canlı çiçekler burda!

Click to see more example sentences
fresh tazelik

And a freshness fills my heart

Ve bir tazelik kalbimi doldurdu.

That innocence, that freshness It's very Marilyn.

O masumiyet, o tazelik oldukça Marilyn.

Maybe freshness counts?

Belki tazeliği önemlidir.

Click to see more example sentences
fresh yepyeni

A fresh start, somewhere brand-new.

Yeni bir başlangıç, yepyeni bir yerde.

Fresh, brand new virus.

Taze, yepyeni bir virüs.

Here's a fresh carton.

İşte yepyeni bir karton.

Click to see more example sentences
fresh ferah

Clean teeth and fresh breath.

Temiz dişler ve ferah nefes.

So fresh, so clean Whoa!

Çok ferah, çok temiz Vay!

Dear Chase Victoria, "million of women trust Mrs. Ladypants, "number one for freshness of crotch.

Sevgili Chase Victoria, milyonlarca bayan, ferah bir kasık sağlaması için bayan pantolon'a güvendi.

Click to see more example sentences
fresh taptaze

It's lovely and fresh here, Antonio.

Burası harika ve taptaze Antonio.

A fresh beginning.

Taptaze bir başlangıç!

Fresh morning papers.

Taptaze sabah gazeteleri.

Click to see more example sentences
fresh tazecik

New life, fresh life.

Yeni, tazecik bir hayat.

Sweet, delicious, fresh fruit salad.

Güzel, leziz, tazecik meyve salatası.

Fresh as a Daisy and a little less formal and slightly slimming.

Bir papatya gibi tazecik daha az resmi ve biraz daha incelmiş.

fresh sağlıklı

Fresh air and healthy activity that's my prescription for you, milady.

Temiz hava ve sağlıklı bir faaliyet işte size önereceğim reçete bu, leydim.

I meant fresh air, healthy activity.

Yani temiz hava ve sağlıklı faaliyet.

Fresh 'N Healthy Chicken Cafe? Yeah.

Taze ve Sağlıklı Tavuk Cafesi mi?

fresh körpe

Young and fresh.

Genç ve körpe.

As in young and tender zebra fresh.

Genç ve körpe zebra gibi taze.

fresh serin

And in summertime it's organdy that'll keep you fresh and cool.

Ve yaz zamanı,giyilir organze Seni tutacaktır serin ve taze

Dunked in dew, a peppermint drop, you waft so cool and fresh

Çiy, bir nane düşüşünde bandı, sen öyle serin ve taze sürüklenirsin

fresh hayat dolu

Stella's fresh, full of life like a field of flowers.

Stella canlı, hayat dolu, bir çiçek bahçesi gibi.